Anasayfa / Hadîs / Karanlığı yırtan bir yıldız: Afrâ Hatun (ra)

Karanlığı yırtan bir yıldız: Afrâ Hatun (ra)

Simsiyah gecenin karanlığı yırtan yıldızları… Muhayyilenden geçenleri biliyoruz, diyorlar. Sen o karanlığın içinde bazı sonsuz hazineler var sanıyorsun. Fakat ruhunu aydınlatacak şey o sonu belirsiz gecenin içinde değil. Hiç bir şeyin garanti olmadığı o karanlığı hedef edinme. Yoksa sonun hüsran olacak.

İnsan yıldızları dinlemeliydi. Ne güzel diyordu Allah’ın Resulü: “Sahabelerim yıldızlar gibidir. Hangisine uyarsanız, doğru yolu bulursunuz.”

Afra Hatun Temsili İmajıAhir zamanın karanlığı içindeki insan, Asr-ı Saadet’in aydınlık insanlarından örnek alınmaya ne kadar muhtaç…

O yıldızlardan biri de Afrâ Hatun (r.anhâ) idi, Medineli olup Necar oğullarına mensuptur. Babası,  Ubeyd İbni Sâlebe’dir. Annesi, Ruat binti Adiyye. İslâmiyeti Medine’de tanımış ve Rasûlullah asm efendimize biat etmiştir. Muâz, Muaviz ve Avd. Onlar Afra’nın oğulları, bizim sahabe efendilerimiz. Bedir’de şehit düşen er oğlu erler.

Her anne gibi o da evladı mes’ud olsun istedi. Afra biliyordu ki, bu saadet dedikleri ne malla, ne makamla, ne şöhretle olacak şeylerdi. Çünkü her biri dipsiz birer kuyu. Herbiri en fazla kabir kapısına kadar. Hiçbiri ebedi değil! Afra’ya göre, insan evladı mes’ud olsun istiyorsa onu iman fedaisi olarak yetiştirmeliydi.

Annelerin muhayyilelerinde bin bir şey dolanıyor.Karanlık bir gece gibi olan bu dünyanın saadeti evlatlarının olsun istiyorlar. Aslında her bir hayalleri şefkatten ileri gelirken, unutmamaları gereken çok mühim bir nokta var. Yavrum ahirette de mes’ud olabilecek mi? İşte Afrâ Hatun(r.anhâ)’nın esas kaygısı buydu.

Bedir’de iki evladının şehit olup birinin sağ olduğu haberini alınca Allah’a hamd etti. Diğer oğlu Avf’ın onlarla birlikte şehid olamayışına üzüldü. İstiyordu ki, o da Allah yolunda cânını fedâ eylesin. Bu üzüntüsünü Fahr-i Kâinat Efendimiz’e asm gelerek şöyle dile getirdi:

Ya Rasûlallah!” İki çocuğum şehid oldu. Keşke Avd da aynı mertebeye ulaşsaydı. Acaba Avf onlardan daha mı geridedir?” dedi.

Resûl-i Ekrem (sav) efendimiz iman dolu ve şehidlik özlemiyle dolu bir kalbe sâhib bu anneye şu cevâbı verdi:

Hayır! Muaz ve Muavviz hayattan tam lezzet alamadan genç yaşta şehid oldular. Fakat Avf da onlardan geride değildir.” buyurdu.

Nitekim Avf da (r.anh) kardeşlerinden belki bir saat, belki iki saat daha fazla yaşar. Kardeşlerinin şehadetinden sonra çok geçmeden şehit olur.

Abdurrahman İbni Avf (r.a) bu genç kardeşlerin Bedir’de gösterdikleri kahramanlıkları şöyle nakleder:

Bedir günü Ebû Cehil kahramanlık şiirleri söyleyerek müşrik ordusu içinde dolaşıp dururdu. Anam beni bugün için doğurdu diyerek övünürdü. Askerine bu sözlerle cesaret vermek isterdi.

Kendi kabilesi Beni Mahzum gençleri etrafını sarmış yanına kimseleri yaklaştırmazdı. Böyle bir ortamda ben sağıma soluma baktım, Ensar’lı iki genç arasında kaldığını gördüm. Onlardan biri bana doğru  yaklaştı ve:

-Ey Amca! Sen Ebû Cehil’i tanır mısın? Diye sordu. Ben de:

-Evet! Tanırım ey kardeşimin oğlu. Ebû Cehil’i ne yapacaksın? dedim.

Genç delikanlı bana:

-Haber aldım ki o, Rasûlullah asm efendimiz’e sövermiş! Varlığım kudret elinde olan Allah’a yemin ederim ki, onu bir görecek olursam, ikimizden eceli gelen ölmedikçe, şahsım ondan ayrılmayacaktır. Allah’a ahd ettim. Onu gördüğüm gibi üzerine saldıracağım. Ya onu öldüreceğim veyahut bu uğurda öleceğim, dedi.

Gencin kahramanca söylediği bu sözlere ve ondaki imâni heyecana hayret ettim. Öbür genç de diğeri gibi ahdetmişti.

Çok geçmeden, Ebû Cehil’i askerin içerisinde öteye beriye telaşla giderken gördüm. Gençlere hitaben: “Görüyor musunuz? İşte, sorduğunuz adam!” dedim.

Gençler hemen kılıçlarını sıyırdılar. Süratle hareket edip ikisi birden fırlayarak o tarafa doğru yöneldiler. Çifte şahin gibi süzülüp Ebû Cehil’e doğru koşmaya başladılar. Ani bir hareketle seyirtip onun üzerine hücum ettiler. Hamle üstüne hamle yaptılar. Ve nihayetinde Ebu Cehil öldü.

Afra Hatun’un şehit üç evladının ardından dört oğlu daha olduğu geçiyor kayıtlarda. Ve oğullarından biri Mauna Vakıas’nda, biri Reci Faciası’nda, biri Yemame Savaşı’nda şehit düşer. Biri yalancı peygamber ve taraftarlarına açılan savaşta toprağa düşer. Ve onlardan biri i se İslam muallimiydi. Dini öğrenmek istiyoruz diyen insanlar tarafından tuzağa düşürülerek şehit olmuştur.

Afra Hatun ve onun yedi oğlu. Karanlığın içinde yıldızlar gibi parlıyorlar. Karanlıkları aydınlığa çeviren Allah (c.c) onlardan razı olsun.

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön
ergene haber ogretmenler.org felsefe çorlu haber çift mekanizmalı perde