Anasayfa / Güncel / Merhaba Ey Şehr-i Ramazan!

Merhaba Ey Şehr-i Ramazan!

1434 Ramazan-ı Şerifine “Merhaba!” diyoruz…

Bizi bu bereketli Kur’ân ayına ve Oruç şehrine eriştiren Rabbimize şükürler olsun.

İçinde bulunduğumuz yıllarda Türkiye ve İslâm Dünyası, tarihi ve çok kritik bir kavşaktan geçiyor.

Ya bu kavşağı selametle dönüp İslam’ın hakikatlerini ve güzelliklerini dünyaya ve insanlığa sunacağız yahut Allah muhafaza hem maddi hem manevi esaretimiz artarak devam edecek.

Ramazan Ayı imajıBizler, birinci şıkkın tahakkuk edeceğine iman ediyor ve Rahmet-i İlahiye’den ümidimizi kesmiyoruz.

Ancak uluslararası güç dengesinin ağırlık merzlerinin İslam Dünyası ve Türkiye lehine değiştiği bu dönemde tehditlerin artması nispetinde fırsatlar ve sorumluluklar da bir o kadar fazlalaşıyor ve hayati hale geliyor.

Her şeyin anahtarı elinde ve her şeyin dizgini yanında bulunan Hak Teâlâ’nın inayet ve nusretini celbetmek için temenniler ve hayaller yetmiyor; kavli dua ise yetişmiş insan gücüne katkıda bulunmaktır.

Tarih, coğrafya, nüfus ve kültür gibi Allah’ın lütfu olan ‘sabit unsurlar’ yönünden oldukça zengin olan İslam Âleminin ekonomik, teknolojik ve askeri kapasite gibi ‘potansiyel veriler’ cihetinden güçlenmesi ancak stratejik planlama, stratejik zihniyet ve siyasi iradenin müstakim ve ve kuvvetli olmasına bağlıdır.

İslam Dünyası’nın en büyük avantaj ve gücü ise iki milyara yakın nüfusunun %55’ini teşkil eden 25 yaş altı gençliğidir.

Bu ‘beşeri sermaye’ hem en ciddi meselemiz hem de en büyük talihimizdir.

Yukarıdaki tüm unsurları lehimize, hayır ve menfaat veren bir hale getirtecek de, istikbal trenini yakalatacak da, bu yıllarda içinden geçtiğimiz kavşağı selametle döndürtecek de işte bu beşeri zenginliği iyi değerlendirebilmek olacaktır.

Geçtiğimiz ayın ilk üç haftasını meşgul eden ve zihinleri allak bullak eden Gezi Parı hadiselerinden çıkartılması gereken en mühim ders de budur.

Eğitimde köklü bir zihniyet değişikliği olmadığı ve akıl ve kalbi doyuracak bir eğitim müfredat reformu gerçekleşmediği müddetçe önümüzdeki yıllarda benzer hadiseleri görmek sürpriz olmayacaktır.

İşte 1434 Ramazan-ı şerifinde ehl-i imanı düşündürmesi gereken manzara budur.

Suriye’de üç yıla yakındır yaşanan mezalim; Keşmir, Filistin, Patani, Darfur, Doğu Türkistan, Afganistan ve Irak gibi mazlum coğrafyalarda bitmeyen çile ve keder İslam Dünyası’nın kalbi olan Türkiye’nin sorumluluğundadır. Unutmayalım!

Ramazan-ı Şerifiniz mübarek olsun.

Bir yorum

  1. Merhaba ey namaza davet eden ezan merhaba .. Hoş geldin yeni gün merhaba…

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön
bedeli ödüceksin yavsak