Anasayfa / Güncel / Tehlikenin farkında mısınız: internet bağımlılığı

Tehlikenin farkında mısınız: internet bağımlılığı

Teknoloji çağı diye nitelendirebileceğimiz bu dönemde, bilgisayar ve internet kullanımı yediden yetmişe hayatın vazgeçilmezi haline geldi. Hızlı, kolay bilgi akışı ve küresel çapta iletişim imkânı sağlayan internet teknolojisi, pek çok yararla birlikte; kontrolsüz kullanımı durumunda birtakım zararları beraberinde getirdi. Bu zararların başında internet bağımlılığı geliyor.

İnternet bağımlılığı, internetin kontrol dışı ve zararlı kullanımı anlamına geliyor. Aslında 1995 yılında yerici bir şaka olarak ortaya atılan varsayımsal bir rahatsızlıktı. Akademik dünyada internet bağımlılığı ya ad patolojik internet kullanımının varlığı/yokluğu tartışılmaya devam ediyordu. Fakat şimdi sanal bağımlılık, davranışsal bağımlılık olarak bilimsel literatürde yerini aldı. Ülkemizde genç nüfusun çokluğu, işsizlik ve hedefsizlik yeni tanımlanan bu soruna zemin hazırlıyor. Pek çok insan internet kullanımına bağlı olarak iş, okul ve aile hayatında problem yaşıyor.

TBMM’de komisyon kuruluyor, konu derinlemesine araştırılıyor; çevrimiçi oyunlar, sanal ticaret, internetin kontrolsüz kullanımı, yararları ve zararları… Bir yandan internet hayatın içinde bankacılık, haberleşme, bilgi alışverişi, iş dünyası gibi çok yönlerden hayatı kolaylaştırıcı bir unsur, öte yandan bağımlılarını görmek de mümkün. Nasıl oluyor da bağımlılık haline geliyor? Hayatı kolaylaştıran yönü ile bağımlılık tarafı nasıl ayırt edilmeli? İnternet bağımlılığı ne ölçüde hayatımızın içinde ve genç nesli ne ölçüde etkiliyor?

İnternet bağımlısı olan kişi, sürekli bir zihinsel uğraş içerisinde günde üç buçuk, dört saatini hatta daha fazlasını internet başında, sanal dünyada geçiriyor ve gerçek hayattan kopuyor. Alkolizm, madde kullanımı gibi internet bağımlıları da internet olmadığı durumlarda yoksunluk sendromu yaşıyor; gerilim, sinirlilik ve kriz durumları ortaya çıkıyor. İnternet modemi kaldırıldığı için, şiddet kullanan, internet başında kalp krizi geçiren gençleri görmek mümkün. Beyindeki ödül-ceza algısı  bozuluyor ve mutluluğu yakalayabilmek için her seferinde ödülü arttırıp internette daha fazla vakit geçiriyor. Sonra kendini cezalandırıp internet kullanımını kısıtlamaya çalışıyor; fakat başaramıyor internete bağımlı hale geliyor.

Gerçekten işe yarar bir internet kullanımı ile bağımlılığa giden ve bela haline gelen internet kullanıcılığı arasındaki en büyük fark, kişinin sosyal ortamdan kopmasıdır. Kişi, internette öyle çok vakit geçirir ki; iş, aile, kişisel ve sosyal yaşantısı bundan etkilenmeye başlar. İşten eve gelir, çoluk çocuğu ile muhatap olmadan internet başına oturur. Çocuk okuldan eve gelir, internette oyunun başına oturur, derslerini ihmal eder. Genç hayalinde canlandırdığı kişiliğe bürünür; sanal ortamda içi boş arkadaşlıklar kurar, gerçek dünyadan ve hakiki dostluklardan kopar. Böyle durumlarda tehlike başlıyor demektir. Artık bu internet kullanıcılığı kontrolden çıkıyor demektir. Eğer bu kullanıcılık bağımlılık haline gelmişse,psikiyatri de davranışsal bozukluk olarak isimlendirilir. Böyle durumlarda kişi hastaneye yatırılıp, hızlı ve güçlü tedaviler uygulanır. Bunun yanında davranış terapileri ile kişinin dürtü kontrol mekanizması devreye sokulur ilaç tedavisi de beraberinde gelir.

Çocuklar, toplumun altıda birini oluşturur; toplumun temiz madenleri gibidir. İşlenmeyi beklerler. Gençler polenleri dünyanın dört bir yanına savuran aşılayıcı rüzgarlar gibidir; fakat manevi hedefleri olmayan ahrete yüzünü dönmeyen bir gençlik çağlar açıp çağlar kapatamaz. Fatih olup; kişisel, toplumsal, ahlaki fetihler yapamaz. Alkolün, maddenin, kumarın, oyunun, pornonun internetin esiri olur. Avusturya müstebiti Francesco’ya sormuşlar: Bunca zulüm ve zorbalık içinde bunda insanı halkı nasıl uyuttun? Cevap çok manidardır: “Yüz binlik beşiklerde milyonluk ninnilerle…

Toplumda her bir ferdin ailesinde, en az bir kaç çocuk veya genç mevcut. Öyle potansiyellerimiz var ki, farkında bile değiliz. Her biri ayrı birer cevher olan şu çocuklar, bizim hanemizde büyüyor. O çocukların her birinde Fatih’lerin, Yavuz’ların, Nene Hatun’ların sırları mevcut. Uğraşmalıyız, didinmeliyiz, Kafa yormalıyız. Helâket ve felâket asrının azgın sularından bu çocukları sahil-i selâmete çıkarmalıyız. Gençlerin topluma faydalı birer fert olarak yetişmesinde haşir akidesi ve ahrete imanın yeri doldurulamaz bir öneme sahip olduğunu Bediüzzaman Hazretleri de vurgulamıştır. Sözü, sözün üstadına bırakarak yazımızı nihayete erdiriyoruz efendim:

Eğer bu hakikat-i haşriyyenin neticeleri insaniyetten çıksa çok ehemmiyetli ve yüksek ve hayattar olan insaniyet, mahiyeti murdar ve mikrop yuvası bir lâşe hükmüne sükût edeceğini ispat eder. Beşerin idare ve ahlak ve içtimaiyatıyla çok alakadar olan içtimaiyyûn ve siyasiyyûn ve ahlakiyyûnun kulakları çınlasın. Gelsinler! Bu boşluğu ne ile doldurabilirler ve bu derin yaraları ne ile tedavi edebilirler?”

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön