Anasayfa / Güncel / İnsan ve temizlik

İnsan ve temizlik

Bize dayatılan Yaşam Tarzında olmazsa olmazların arasına sokulan Deterjanlar nedir? Çevre ve insan sağlığına getirdiği riskler nelerdir? Bu riskleri enaza indirmek için neler yapılabilir?

Temizliği hasta olmak için değil hastalıktan korunmak için yapıyoruz. Ancak deterjanlarda kullanılan kimyasallar sadece mikropları öldürmüyor, bize da zarar veriyor. Özellikle deterjanlarda ve sıvı sabunlarda kullanılan kimyasalların neden olduğu kanser, kalp-damar rahatsızlıkları, temizliğin kirli yüzünü bize bir kez daha hatırlatıyor.

kimyasallar mı?
Kanserin en başta gelen sebebi deterjanlardır. İlk deterjan üretimi 1943’de gerçekleşti. İlk kanser vakası ise bundan dört yıl sonra, 1949’da ortaya çıkmıştır. İkinci dünya savaşından sonra kimyasallar kontrolsüz bir şekilde kullanılmaya başlandığı için insanlarla birlikte bütün ekosistem çok hızlı bir şekilde hastalığa koşmaktadır. Bir tarafta çaresi bulunamayan ve sürekli artan hastalıklar insan hayatını, diğer tarafta deniz ve nehirlerde artan yosunlar ve kirlilik oksijeni tüketerek su canlılarını tehdit ediyor. Japon denizinde balinalar sürü halinde karaya vurmasının arkasında da sıralanan sebeplerden biri de şehirlerden denizlere bırakılan kimyasal atıklar.

“Bol köpüklü”, “daha parlak”, “daha beyaz”, “daha yumuşak” “dip bucak ince temizlik”, kadınları temizlik hastası yapan bu davranışlar, görünürdeki kirliliği temizlerken işin arka planında temizlenemez kirlilikler bırakıyor. Özellikle ülkemizdeki kadınlar arasında yapılan anketler sonucunda “daha parlak”, “daha beyaz”, “daha yumuşak” tutkusunu çözen temizlik firmaları da bunu iktisadi kazanca dönüştürmekte son derece muvaffak oldular.

Diğer taraftan “daha parlak”, “daha beyaz”, “daha yumuşak” isteğini arttırarak piyasa şartlarında insanları buna inandırdılar. Deterjan konusu buna iyi bir misal olarak gösterilebilir. Yapılan incelemelere göre kanalizasyon sistemleri ile alıcı ortama ulaşan fosforun yüzde 70 dolayındaki miktarı, fosfatlı deterjanlardan ileri geliyor. Bu nedenle birçok Avrupa ülkesinde ve ABD’de fosfat yerine zararsız maddeler kullanılarak deterjanlar üretiliyor ve bu ülkelerde fosfat kullanılması yasaklanmış bulunuyor. Oysa Türkiye’de üretilen deterjanlardaki fosfat oranı gereken miktarın da çok üzerinde seyrediyor. Bunun sebebini de açıklarken karşımıza bir diğer araştırma çıkıyor. O da “Türk kadını için önceliğin lekesiz temizlik ve beyazlık” olası.

Ipsos KMG’nin Türkiye’yi temsil eden 6 bin 200 hanede gerçekleştirdiği ‘Ev Bakım Ürünleri Kullanım ve Tutum Araştırması’na göre Türkiye’deki evlerin yüzde 48’inde elde yıkama yapılmazken, makinede çamaşır yıkayanların yüzde 64’ü ise haftada 3-4 yıkama yapıyor. Böylelikle her yıl ortalama yüzde 20’ler seviyesinde büyüyen deterjan pazarı, 1.2 milyon TL’yi geçmiş durumda. Ekonomide tarihi küçülmeler yaşanırken bile, deterjancılar çift rakamlı büyüyorlar.

Tedavisi mümkün mü?
Kanser hastalığı ile mücadele sağlık sisteminin en başta gelen problemlerinden birisi. Kanser tedavisi çok zor bir hastalık olduğundan, kanserden kurtulabilen hastalarda bile uzun kalıcı izler kalabiliyor. Bu yüzden sağlık sistemleri kanser için tedaviden çok kanserden korunmanın yollarını bulmaları gerekiyor. Çünkü ‘Kansere yeni bir ilaç bulundu’ haberleri bile pazarlama tekniğinin bir sonucu olabiliyor. “Bir korunma bin tedaviden evlâdır” Çünkü tedaviye büyük para dönmesine rağmen kanserli hasta sayısı azalmıyor katlanarak artıyor. Hastalığın duygusal yükü dışında, hastaya ve ülke bütçesine getireceği mali yük rakamlarla ölçülemez. Türkiye’de en basit örneğinden meme kanseri için hasta tamamen kurtulursa 6 aylık bir tedavi kürü için 50 bin lira gidiyor. Eğer hasta kurtulamaz ve kronikleşirse bu milyon liraları buluyor. Çünkü kemoterapi devam ediyor ve bu ilaçlar her geçen gün pahalanıyor.

Ucuz diye alıp kullanılan deterjanların ne kadar pahalıya mal olduğu takdirinize şayandır.

Konu net olarak anlaşılsın diye gelin yaşadığımız dünyaya, insan ve çevre sağlığına bir göz atalım. Şu gerçeği önce hatırlamak lazım: Ne imal ederseniz edin, neyi ne kadar hassas üretirseniz üretin etki ve tesirini net olarak söyleyebilmeniz için orta ve uzun vadeli dönemde insanlar ve çevre üzerindeki sonuçlarına bakmanız lazımdır. Bir süreyi değil uzun dönemi irdelemek şarttır. Bu konuya alt satırlarda ne demek istiyoruz tekrar döneceğiz.

Neden temizlik yaparız? Kirliliklerden kurtulmak, dolayısı ile de hasta olmamak için! Hafta da birkaç kez yıkanıyor, en ufak bir leke olduğunda çamaşırlar hemen yıkanıyor, bulaşıklar daimi olarak yıkanıyor. Velhasıl hiç kirli kalmıyoruz değil mi? Bu kadar temizlikten sonra aynı evin içerisine bir bakıyorsunuz her sene o evin bütün fertleri hasta. Ev, ecza deposu gibi ilaç dolu. Temizsek niye hastayız? Hasta isek demek ki temiz değiliz? Basit bir denklem bu… Çözümü de çok basit.

Günümüzde atık sulardaki kimyasallara maruz kalan balıkların dişileştiği tespit edilmiş olup her gün vücuduna kimyasal alan insanlarında buna maruz kalacağı açıktır.

Gıda Mühendisi İsmail Erbay’ın bize gönderdiği bir makalesindede: Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları, çamaşır ve bulaşık deterjanları, sıvı sabunlar ve şampuanlardır. Sentetik temizlik ürünlerinin başlıcaları çamaşır ve bulaşık deterjanları, sıvı sabunlar ve şampuanlardır. Sıvı sabunlar, bulaşık deterjanları ile şampuan hammaddelerinin orantıları değiştirilmiş halidir. Sabunun sıvılaştırılmış hali değildir.

Bu temizlik mamullerinin içerisindeki kimyasallar insan vücudunda karbon yapımızı kırarak veya oksijeni tüketerek tamiri imkânsız hastalıklara yol açarlar. Sentetik temizlik ürünleri vücuduma dokunmasın gitsinler istiyorsanız yapılacak bir şey vardır:

1-Çamaşır makinesinde: Çamaşırlarınızı 8.000 kg ( 8 ton) su ile durulamanız gerekir. 
2-Bulaşık makinesinde: Bulaşıklarınızı 6.000 kg (6 ton) su ile durulamanız gerekir. 
3-Banyoda: Şampuan veya body jel kullanmışsanız 2.000 kg (2 ton veya 250 orta boy kova dolusu) su ile durulanmanız gerekir. 

Sabun bildiğimiz yağların kostikle karışımından elde edilir. Kostik olmadan yağ sabun olmaz. Sabun kostikten yapılır ama sabunda kostik bulunmaz. Kostik kendi vasfını kaybederek yağla birleşmiş ve ikisi birlikte sabunu hâsıl etmiştir.

6 bin yıldır kullanılan sabunla yapılan temizlik gerçek temizlikti. Ne hastalık türü bu kadar çoktu, ne de kanser denilen illet vardı. Sabun su ile birlikte kullanılır. Kimya yapısı itibari ile temizliğini yapar ve biyolojik olarak parçalanır. Ne insan sıhhati ne de çevre üzerinde bir etki ve tesiri kalmaz.

SABUNLARDAKİ EN BÜYÜK TEHLİKEYE DİKKAT!

Piyasada görmüş olduğunuz rengârenk mis kokulu sabunların en az %85 i hayvansal iç yağından üretilmiştir. Bu yağın HINZIR (DOMUZ) dan elde edilmiş olabilmesi de ayrıca bir risktir. Bundan dolayı da %100 BİTKİSEL sabun kullanımı çok önemli bir değer daha kazanmaktadır.

Sosyal sorumluluğumuzda olan insan ve çevre sağlığı adına ne yapmamız lâzım?

Öncelikle tedbir almak, korunmaya çalışmak ve “kusursuz beyazlık”, “ferah koku” “parlak yüzey”lerde ısrarcı olmamak lazım. Deterjan kullanımındaki hassasiyetimizi arttırmak ve mevzuu sümen altı etmeyerek gündemimize taşımak gerekiyor. Deterjan dediğimiz suni temizlik maddeleri, yani çamaşır ve bulaşık deterjanları, şampuan, sıvı sabun, diş macunu vb. uzak durmak lazım.
Temizlikte sentetik deterjan ve sıvı sabunlar yerine doğal sabunlar kullanmak gerekiyor. Sağlığının kıymetini bilenler, evlerindeki bütün temizliği (Bulaşık ve çamaşır makineleri dâhil) sabun bazlı ürünlerle yapabilirler. Bu ürünler artık Türkiye’de üretilir durumda. Sabun tozu ile lekesiz ve beyazı çamaşırlar mümkün artık. Hatta sabunun ve tozunun doğru kullanımı konusunda ev hanımlarına bilgilendirme bile yapılıyor. Çünkü sabun ve sabun tozu kullanımında da dikkat edilmesi gereken 1-2 husus var. Yoksa alışılagelmiş deterjan-şampuan alışkanlığı ile sabun tozu ve zeytinyağlı sabun kullanılması mümkün değil. En önemli husus sabunun deterjan alışkanlığında olduğu gibi fazla değil daha az kullanılması gerekiyor.

Bu mamulleri kullandığınız zaman bir diğer tesir ve etkisi ise çevre kirliliğidir. Bunların içerisindeki kimyasalların başlıca özellikleri bulundukları yerde oksijeni tüketmeleridir. Oksijensiz bir yerde ise hayat olmaz.

Çamaşır ve bulaşık deterjanlarının performansını artırmak ve suya yumuşaklık vermek için kullanılan fosfatın, çevre üzerindeki etkileri, ülkelerin en önemli çevre problemlerinden biri haline geldi. Fosfat, ırmakları, gölleri ve fazla akıntı olmayan körfezleri istila eden zehirli mavi-yeşil alglerin (yosunların) ana nedenidir.

Deniz, akarsu ve göllerde en belirgin kirlenme çeşitlerinden biri, aşırı üretim anlamına gelen ötrofikasyondur. Suyun yeşil ve bulanık bir renge dönüşmesine, kıyılarda fosfatla beslenen yosunların (alglerin) birikmesine yol açar. Aşırı fosfat ile birlikte insan tarafından sulak alanlar ve denizlere yüklenen diğer bitki besin maddeleri, bu yosunların çok büyük miktarda üremesine, hızlı büyümesine sebep olur. Bu yosunların dibe çöküp ayrışması sonucu, dip suların oksijeni tükenir ve hidrosülfit gazı (çürük yumurta kokusu) ortaya çıkar. Bu, suda yaşayan canlı hayatın sonunu hazırlar. İzmir Körfezi, Köyceğiz Gölü fosfat kaynaklı kirlenmenin iki örneğini oluşturur.

Ayrıca üretici firmaların deterjan kullanımını özendirmek için giriştikleri reklam kampanyalarının abartılı ve gerçeği yansıtmaması da tüketicinin kafasında ‘madem süper ötesi temizlik sağlıyor, madem tüm zorlu kiri pası çıkarabilmekte o zaman neden her ay reklamlarda formülü yenilenir ya da geliştirilir olarak gösterilmeye çalışılmaktadır?

Kaliforniya kıyılarda yapılan araştırmalarda tüm nehirdeki balıkların dişi görünümde olduğunu, ancak dişi balıkların da erkek genetiğinde olduğunun ortaya çıktığını aktaran araştırmaya göre, benzer şekilde Mineaspolis’teki bir gölde yapılan araştırmada da endüstri atıkları nedeniyle erkek balıkların çoğunun yumurtlama özelliğinin tespit edildiğini dile getirdi.

2040 yılında okyanuslardaki canlı hayatının biteceği öngörülüyor.

Okyanustaki hayvanların toplu halde kıyılara vurmasınn ardındaki gerçek nedir? Düşünmeye davet ediyoruz.

Nitekim 1978 yılında Marmara Denizi’nde 126 balık çeşidi varken, 2005 yılında bu sayı 25 çeşidine inmiştir. 2012 yılında ise 20 çeşit kalmıştır.

Bizim kullanmamamız belki çok bir şeyi değiştirmeyecek ama bizim bu hesabı verenlerin içinde olmamamız gerekmektedir.Temizliğin tabii yollarla yapılması gerektiğini sevdiklerimize tanıdıklarımıza bildirmek bir VAZİFEDİR-GÖREVDİR.

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön