Anasayfa / Güncel / Îman ve güzel ahlâk

Îman ve güzel ahlâk

İman ne kadar kuvvetli olursa, o derece de insan güzel ve yüksek ahlâk sahibi olur. Îman güzel ahlâklı olmamızı sağladığı gibi, güzel ahlâk da hayata karşı güzel bir bakış açısı verir. Bu durum, hayatım tüm olumsuzluklarını iyiliğe çevirir. Çünkü güzel gören güzel düşünür, güzel düşünen de hayatından lezzet alır. Güzel ahlâkın toplumun her kesimine büyük faydaları vardır.

ÇOCUKLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Güzel ahlak temsili imajÇocuklar imandan gelen güzel ahlâkları sayesinde dünyada ve âhirette mutlu olurlar. Çok sevilen yakın bir arkadaşın veya annenin vefat etmesi, bir çocuğun ruhunda büyük bir etki meydana getirir. Birlikte geçirdiği zamanlar aklına geldikçe, ruhunda târifi imkansız yaralar açılır. Geleceğini de olumsuz yönde etkileyebilir. Bu çocuk ancak imandan aldığı güzel ahlâk sayesinde kurtulabilir. Çünkü aldığı terbiye ve ahlâk, “Bu arkadaşım öldü, Cennetin bir kuşu oldu. Bizden daha iyi keyfeder, gezer. Ve annem öldü, fakat Allah’ın rahmetine gitti. Yine beni Cennette kucağına alıp sevecek ve ben de o şefkatli anneciğimi göreceğim” der, teselli bulur.  Dünyada mutlu olur.

Ergenlik dönemine girmeden vefat eden çocuklar âhirette de mutlu olurlar. Çünkü Yüce Rabbimiz, “Ebediyen yaşlanmayacak çocuklar.” (Vâkıa, 17) âyeti ile çocukların cennette ebedi olarak kalacağını ifade etmiştir.

Bir çocuk iman ve güzel ahlâkla donanımlı olursa hem dünyaya hem de âhirete hazır olma yönüyle daha hassas olur. Hz. Ömer (ra) mescide gidiyordu. Önünde hızla mescide doğru koşan bir çocuk gördü. Adımını hızlandırdı, çocuğa yaklaştı ve sordu:

Ey yavrucuğum! Sana namaz farz değil. Niçin böyle heyecanla ve koşa koşa mescide gidiyorsun?

Çocuk sâdece şu cevabı verdi:

-Ey mü’minlerin emiri! Dün mahallemizde bir çocuk öldü!

GENÇLER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

Toplumun önemli bir kısmı gençlerdir. Eğer İslâm’ın verdiği terbiyeyi almayıp cehennem azabını hatırlamazlarsa dünyayı bir zindana çevirirler. Her tarafta hırsızlık, ahlâksızlık, adam öldürme olayları artar. Zayıf, suçsuz ve yaşlı insanların rahatı tehlikeye girer. Âdeta canavar bir hayvan olup hem dünyasını hem de âhiretini mahvederler. Eğer ahlâk terbiyesini alıp âhiretin varlığına inansalar akılları başlarına gelir. ” Gerçi devletin polisleri beni görmüyorlar ve ben onlardan saklanabilirim. Fakat Cehennem gibi bir zindanı bulunan yüce Rabbimin melekleri beni görüyorlar ve yaptığım kötülükleri kaydediyorlar. Ben başıboş değilim ve vazifesi olan bir yolcuyum. Ben de onlar gibi ihtiyar ve zayıf olacağım” der ve zarar vermek istediği adamlara karşı bir şefkat, bir hürmet hissetmeye başlar. Bunun mükâfatı olarak dünya ve âhiret sıkıntılarından kurtulup Allah’ın rızasına kavuşur. Tertemiz bir insan olur. Cennete lâyık bir kıymet alır.

Kur’ân-ı Kerim’de “Kim Rabbinin makamından, O’nun huzurunda duracağı andan korkar ve kendini kötü isteklerden korursa, onun için gidilecek yer cennettir.” (Naziat, 40-41) buyrulmuştur.

İHTİYARLAR ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İman nurundan gelen sabır ve ümit gibi ahlâklar, ihtiyarların kalplerine girse onlara büyük bir teselli ve huzur verir. Bu sâyede dünya hayatlarının bitmesi ve sevdiklerinden ayrılma endişesi onlara üzüntü vermeyecek. Çünkü sâhip oldukları ahlâk sayesinde âhirette ebedi bir gençliği kazanacaklarını bilirler. Yine o ahlâk sayesinde kaybettikleri evlad ve akrabalarıyla sonsuz bir ömür yaşayacaklarına inanırlar.

Gençliğini günahlarla geçiren ihtiyarlar genellikle bu yüzden ümitsizliğe düşerler. Ancak pişman olup tevbe ederlerse, sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz bu günahları af edeceğini bildiriyor: “Ey günah işlemekle ömürlerini israf eden kullarım! Günahlara bulaştık diye Allah’ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu o çok bağışlayan, kullarına çok merhamet edendir. (Zümer, 53)

HASTA VE MUSİBETZEDELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ

İmandan gelen sabır, tahammül ve teselli gibi güzel ahlâklar hasta ve musibetzedelerin kalplere girse, onlara büyük bir huzur verir. Bu sâyede ağır bir hastalığa yakalanmış birinin, ölümün yaklaşmasıyla ruhu azablı bir acı çekmekten kurtulur. Bir musibete uğramış olanlar, kaybettikleri mal ve evladlarını düşündükçe dünya kendilerine zindan olur. Ancak ahirette, kaybettiği evlad ve malların kendisine geri verileceğini düşünerek rahat bir nefes alırlar.

Kendilerine bir musibet gelip de sabredenler için mükafat olarak cennetin verileceğini Rabbimiz şöyle ifade etmektedir: “Sizi mutlaka biraz korku ve açlık, biraz da mallardan, canlardan ve mahsûllerden bir noksanlık ile imtihan edeceğiz. Ey Resûlüm! O hâlde sabredenleri Cennetle müjdele! Onlar ki, kendilerine bir musibet geldiği zaman: “Muhakkak ki biz, Allah’a aitiz ve muhakkak ki biz, ancak O’na döneceğiz! derler.(Bakara, 155-156)

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön