Anasayfa / Güncel / Îctimaî hayatın kâtili: Gıybet

Îctimaî hayatın kâtili: Gıybet

Lügat kitaplarında yer aldığına göre “gıybet” kelimesi “gabe” kelimesinin mastarıdır ve hem de “igtiyab” kelimesinin ism-i mastarıdır. Cevheri şöyle diyor: “igtabehu igtiyaben” cümlesi “O gıybet etti” anlamındadır. Dolayısıyla gıybet birinin ardından işittiği takdirde incineceği bir söz söylemektir.

Resûlullah alyhisselâtu vesselâm: “Gıybetin ne olduğunu biliyor musunuz?” diye sual edince “Allah ve Resûlu daha iyi bilir!” dediler. Bunun üzerine: “Birinizin kardeşinin hoşlanmayacağı şeyle anmasıdır!” açıklamasını yaptı. Orada bulunan bir adam: “Ya benim söylediğim onda varsa, (Bu da mı gıybettir?) ” dedi. Resûlullah aleyhisselâtu vesselâm Eğer söylediğin onda varsa gıybetini yapmış oldun. Eğer söylediğin onda yoksa bir de bühtanda (iftirada) bulundun demektir. ” ¹

Risâle-i Nur’da gıybet şöyle tanımlanmıştır: Gıybet odur ki; Gıybet edilen adam hazır olsa idi ve işitse idi, kerahet edip darılacaktı. Eğer doğru dese zâten gıybettir. Eğer yalan derse hem gıybet hem iftiradır. İki katlı çirkin bir günahtır. ²

İnsanları gıybet etmeye iten sebepler çoktur. En yaygın olanları ise şunlardır:

Gıybet Hakkında Temsili İmaj1- Kin ve Kızgınlık: Bir kimseye karşı kin ve kızgınlık taşıyan insan, onu gıybet etmek ve küçültmek suretiyle rahatlamak ister. Bu ve benzeri zararlarından dolayı dinimiz, kin tutmamayı ve kızgınlık anında da kendine hâkim olmayı emretmiştir.

Halbuki insan, fıtratındaki zulüm damarıyla, şeytanın telkiniyle, bir zâtın yüz hasenatını bir tek seyyie yüzünden unutur, mü’ min kardeşine adavet eder, günahlara girer. Nasıl bir sinek kanadı göz üstüne bırakılsa bir dağı setreder, göstermez. Öyle de insan, garaz damarıyla, sinek kanadı kadar bir seyyie ile dağ gibi hasenâtı örter, unutur, mü’min kardeşine adavet eder, insanların hayat-ı içtimaiyesinde (gündelik, sosyal yaşamında) bir fesat aleti olur. ³

2- Kıskançlık: Bir kimse bir kimseyi kıskanırsa, gıybet yoluyla onu kötülemek ve itibardan düşürmek ister. Dinimiz kıskançlığı da haram etmiştir.

Kitap ehlinden çoğu, kendilerine gerçek (hak) apaçık belli olduktan sonra, nefislerini kuşatan sonra sizi inkâra döndürmek arzusunu duydular. Fakat Allah’ın emri gelinceye kadar onları bırakın ve (onlara ne sözle, ne de eylemle) ilişmeyin. Hiç şüphesiz Allah, her şeye gücü yetendir. 4

3- Sohbet Malzemesi Yapmak: Sohbet konusu yapabilecek kadar ilim ve bilgi birikimi olmayan kimseler, gıybet ederler. Câhiller arasında gıybetin daha yaygın olması bu sebebe dayanır. Fakat mü’min kimse câhil de olsa, konuşabilecek geniş bir dini malzemeye sâhiptir. Çünkü o, Rabbinin büyüklüğünü zikredip O’nu medh ve sena edebilir, Resûlullah aleyhissâlatu vesselâma karşı minnet ve muhabbetini belirtip O’na salât ve selam okuyabilir. Cennetin güzelliklerinden ve cehennemin azaplarından bahsedebilir, amelinin eksikliğinden yakınıp tevbe ve istiğfar edebilir.

4- Sohbeti Çeşitlendirmek ve Tatlandırmak: Hasta mizaç sâhipleri bal ve börek de yeseler, bunun yanında kokmuş ve kurtlanmış şeyleri de çeşit yapmak isterler. Gıybetçiler de aynı mizaca sâhip oldukları için, ağızlarını mâsum insanların kan ve iliğine batırmadıkça sohbetin zevkine varamazlar.

Çünkü siz bu iftirayı, dilden dile birbirinize aktarıyor, hakkında bilgi sâhibi olmadığınız şeyi ağızlarınızda geveleyip duruyorsunuz. Bunun önemsiz olduğunu sanıyorsunuz. Hâlbuki bu, Allah katında çok büyük (bir suç) tur.” 5

5- Gıybet Yapan Arkadaş veya Arkadaşlarına Ayak uydurmak: Resûlullah aleyhisselâtu vesselâm şunları söylemiştir: ” Kim bir kardeşinin haysiyetini korursa, Allahu Teâlâ da kıyamet gününde onun haysiyetini korur“. 6

Bir diğer hadis-i şerifte de: ” Bir kimsenin yanında bir Müslüman haksız olarak küçük düşürülür ve kendisi ona yardım edebildiği halde bunu yapmazsa, Allahu Teâlâ da kıyamet gününde onu küçük düşürür ve yardımsız bırakmıştır.” 7

6- Kendisini Gıybet Etmiş olan Bir Kimseden, Gıybet Etmek Suretiyle İntikam Almak: Halbuki mü’min bir kimsenin böyle bir durumda tavrı, gıybet konusu doğru ise hak verip hatasını düzeltmek, doğru değilse bunun doğru olmadığını söylemek ve kendini savunmaktır.

Allahu Teâlâ (cc): “Kötülüğü iyilikle def’et. Biz kimin ne yaptığını (ve ne söylediğini) biliyoruz.8 buyurmuştur.

Gıybet edilmiş olmak his ve nefse dokunsa bile, hakikatte sevinilmesi gereken kârlı bir iştir. Çünkü gıybet edilmek sebebiyle bedavadan sevap kazanılır. Bu yüzden Hasan el-Basri (ra), bir kimsenin kendisini gıybet ettiğini duyduğu zaman ona bir hediye gönderir ve ” Bana sevaplarını yolladığın için bu hediyeyi yolladım.” derdi.

Birisi ona “Beni gıybet etmişsin.” demiş. Hasan el-Basri (ra) şu karşılığı vermiş: ” Sana sevaplarımı verecek kadar yanımda kıymetli değilsin. Ben bir kimseye gıybet edecek olsaydım annemi gıybet ederdim. Çünkü sevaplarıma en lâyık insan odur.

7- Rakibini Yıpratmak: Müslümanlar arasında yıpratıcı rekabet yoktur. Bunun yerine hayır ve fazilette yarışmak vardır. Allahu Teâlâ (cc): “Hayır işlerinde yarışın.” ve “Aranızdaki münasebetlerde fazileti unutmayın.” 9 buyurmuştur.

8- Kötülük Yapma ve Günah İşlemekle Yalnız Olmadığını Göstermek: Kötülük yapan insanlar kendilerine benzer olanlarla teselli bulurlar. Çünkü kötülükte yalnız olmak en bozuk vicdanlıları bile rahatsız eder. Ancak bu teselli aldatıcıdır. Çünkü kötülük yapanların çok olması, ne kötülüğü kötülük olmaktan çıkarır, ne de onun günah ve azabını azaltır. Allahu Teâlâ (cc) kıyamet gününde kötü insanlara şöyle hitap eder: “Siz kendinize ve başkalarına zulmettiğiniz için, bugün azapta ortak olmanız size bir fayda sağlamayacaktır.” 10

9- Başkalarını Kusurlu Göstermek Suretiyle Kendini Büyütmek: Hâlbuki kimse başkasının kusurlu olmasıyla büyümez. Kaldı ki Müslüman insan hakiki değer ve cehveriyle de kendini büyütmekten ve büyük gösterip övmekten sakınır.

Sad-i Şirazi anlatıyor: Bir gece ibadet etmek niyetiyle, babamla birlikte geç vakte kadar oturmuştum. Bir ara pencereden dışarıya baktığımda, komşu evlerin karanlık olduğunu görerek;

-Baba, dedim. Ne olurdu şu evdekiler de kalkıp da iki rekât namaz kılsalardı. Ölü gibi uyuyorlar.

Babam:

-Canım oğul, diye cevap verdi. Halkı çekiştireceğine, keşke sen de uyusaydın.

10- Hayretini Gizleyememek: Bazı yanlış işler çok çarpıcı ve hayret uyandırıcı olabilirler. Ancak bunları şahıs belirtmeden de anlatmak ve hayretini teskin etmek mümkündür.

GIYBETİN ZARARLARI

Müslümanlar birbirine dostluk, iyilik ve yakınlık göstermek ve birbirine kardeş ve destek olmakla yükümlüdürler. Bu hedefin gerçekleşmesine yardımcı olan her şey makbul olduğu gibi, gerçekleşmesine engel olan her şey de şeriat sâhibinin nefret ettiği bir husustur ve de yüce hedeflerine aykırıdır. Bilindiği gibi gıybet, toplumda yaygınlaştığında kin, kıskançlık, gazap, düşmanlık ve fesada yol açmaktadır. Gıybet, toplumda nifak ve ikiyüzlülük tohumları ekmekte, birlik ve dayanışma esaslarını yıkmakta ve dinin temellerini sarsmaktadır. Bu yüzden de fesat ve çirkinliği sürekli artmaktadır.

Hz. Enes radıyallahı anh anlatıyor: Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Mirac gecesinde bakır tırnakları olan bir kavme uğradım. Bunlarla yüzlerini (ve göğüslerini) tırmalıyorlardı.Ey Cebrail! Bunlar da kim?” diye sordum. ” Bunlar, dedi, insanların etlerini yiyenler ve ırzlarını (şereflerini) payimal edenlerdir.” 11

Zem ve gıybet, aklen, kalben ve insaniyeten ve vicdanen ve fıtraten ve asabiyeten ve milliyeten mezmumdur (yerilmiş, aşağılanmış). İşte bak, nasıl ki şu ayet icazkârâne altı mertebe zemmi (kötülemek) zemmetmekle, i’cazkârâne altı derece o cürümden zecreder… 12

(Birbirinizin kusurunu araştırmayın, arkasından çekiştirmeyin, gıybet etmeyin. Kim ölmüş kardeşinin etini yemekten hoşlanır? Bu tiksindiricidir. O halde Allah’tan korkun!.) 13

Nasıl ateş odunu yer, bitirir; gıybet dahi âmâl-i sâlihayı yer, bitirir. 14

Müstevred (radıyallahu anh) anlatıyor: “Resûlullah (aleyhissâlatu vesselâm) buyurdular ki: “Kim bir Müslüman( ı gıybet ve şerefini pâyimal etmek) sebebiyle tek lokma dahi yese, Allah ona mutlaka onun mislini cehennemden tattıracaktır. Kime de Müslüman bir kimse (ye yaptığı bir iftira, gıybet gibi bir) sebeple (mükafat olarak) bir elbise giydirilse, Allah Teâlâ Hazretleri mutlaka, onun bir mislini cehennemden ona giydirecektir. Kim de (malı, makamı olan büyüklerden) bir adam sebebiyle bir makam elde eder ( orada salah ve takva sâhibi bilinerek para ve makama konmak için riyakârlıklara girer) se Allah  Teâlâ Hazretleri Kıyamet gübü onu mürâiler makamına oturtarak (rezil eder ve mürâilere münasib azabla cezalandırır.)15

Gıybetten kaçınınız! Muhakkak ki gıybet, zinadan daha kötüdür. Çünkü kişi, bazen zina eder, tevbe eder ve Allah tevbesini kabul eder. Gıybet yapan bir kimse ise, gıybeti yapılan kişi kendisini affetmedikçe Allah tarafından affedilmez. 16

Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm: “Gıybetten sakının! Çünkü onda üç afet vardır:

Gıybet edenin duâsı kabul olunmaz.

Yaptığı hayrat kabul edilmez.

Gıybet edenin üzerinde günahlar birikir.

Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki:

Ribânın (faiz, haram para) en kötüsü, haksız yere Müslümanın ırzını (mânevi şahsiyetini) rencide etmektir.” 17

Gıybet öyle bir şeydir ki, en büyük zâtlar en âdi adamlar önünde bana hakkını helal et diye yalvarmışlardır. 18

GIYBETİN CAİZ OLDUĞU HALLER:

Birisi: Şekvâ suretinde bir vazifedar adama der, tâ yardım edip o münkeri, o kabahati ondan izale etsin ve hakkını ondan alsın. 19

Birisi de: Bir adam onunla teşrik-i mesai (ortaklık) etmek ister, seninle meşveret (istişare) eder. Sen de sırf maslahat (faide) için, garazsız olarak, meşveretin hakkını edâ etmek için desen: ” Onunla teşrik-i mesai etme, Çünkü zarar göreceksin.” 20

Mesela kızını ona verecek olan bir baba damadını araştırıyor ve size soruyor: “Bu nasıl adamdır?” diye. Siz de bildiğiniz kötülüklerini “gıybet olur” diye anlatmadınız, bu sefer siz sorumlu olursunuz, vebalini siz çekersiniz. Burada da anlatmak caizdir.

Birisi de: Maksadı tahkir (aşağılama) ve teşhir değil, belki maksadı târif ve tanıttırmak için dese: ‘O topal ve serseri adam filân yere gitti.” 21

Mesela bir adamın künyesi Topal Naci. Yani adam topal olduğu veya olmadığı halde künye olarak kalmış ve o lakabı kullanmadan kimse tanımıyor ise, o adamı bulmak için bunu söylemekte bir sıkıntı yoktur.

Birisi de: O gıybet edilen adam fâsık-ı mütecahirdir. Yani fenalıktan sıkılmıyor, belki işlediği seyyiatla iftihar ediyor, zulmüyle lezzet alıyor, ediyor, sıkılmayarak âşikâre bir surette işliyor. 22

Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm buyurdular ki:

Ne fâsık ne de mücâhir (günahı açıktan işleyen) kimse için söylenen gıybet sayılmaz. Mücahir olan hâriç, bütün ümmetim affa mazhar olmuştur.” 23

Mahkemede şâhitlik yapıyorsunuz, gerçeklerin ortaya çıkması için doğal olarak bildiğinizi anlatmak zorundasınız, bu da gıybet olmaz…

GIYBETİ DİNLEMEK DOĞRUMUDURa

Gıybet haram olduğu gibi aynı şekilde gıybete kulak vermek de haramdır ve hatta rivayetler, tüm işlerde, hatta Allah’ın haramını helal sayması ve büyük günahlardan olması boyutunda bile gıybete kulak veren kimsenin, gıybet eden kimse gibi olduğunu ifade etmektedir.

Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm “Gıybeti dinleyen kimse, iki gıybetçiden biri sayılır.”

Hz. Ali (ra) ise şöyle buyurmuştur: “Gıybete kulak veren; iki gıybetçiden biridir.” Pek çok rivayet gıybetin engellenmesinin farz olduğunu ifade etmektedir.

Allahu Teâlâ gıybet dinlemeyi de yasak kılmış ve âyet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

Onu duyduğunuzda: ” Bunu konuşup yaymamız bize yakışmaz. Hâşâ! Bu, çok büyük bir iftiradır” demeli değil miydiniz. 24

GIYBETTEN NASIL KURTULURUM!

Güçlü bir irade ve kişiliğe sâhip olmayan kimse, sohbete yön vermekten âciz olduğu için onun havasına uyar. Bu sebeple başkası gıybet yapyıorsa hem onu dikkatle dinler, hem de geri kalmamak ve soğuk karşılanmamak için kendisi de bir şeyler katar. Halbuki böyle bir durumda Müslümanın görevi, gıybet yapanı uyarıp susturmak, susmazsa kalkıp gitmektir. Bu ikisinden de hayırlısı gıybet edileni yüceltmektir.

(Bir kimsenin yanında din kardeşi gıybet edilir de, yardıma muktedirken ona yardım etmezse, Allahu Teâlâ o kimseyi dünya ve âhirette rezil eder.) 25

1- Gıybetin zararını düşünmeli! Gıybet sebebiyle, sevaplarının gideceğini, hatta gıybet ettiği kimsenin günahlarını da yükleneceğini bilmelidir!

2- Bazen topluluktakileri memnun etmek, onları güldürmek için gıybet edilir. İnsanları memnun etmek için, Allahu Teâlâ’nın gazabına maruz kalmayı istemek ne kadar yanlıştır.

3- Gıybet eden, övülmeyi, herkesin kendisinden bahsetmesini ister. Bu bakımdan kendini övmek için dolaylı yolları seçer. Mesela, (Falanca çok geçimsizdir) der. Bu, ( Ben geçim ehliyim) demektir.

4- Başkalarını gıybet edip kusur araştıran kimse, kendi kusurlarını göremez.

5- Kıskanç olan , mal sâhiplerini kötüler. (Malı çok, ama yemesini bilmez, cimrinin biridir) der. Yahut mevki sâhibi için, (Müdür oldu diye kendini bir şey zannediyor) der. Böyle söylemekle, gıybet edilenin ne malı azalır, ne de makamı elden gider. Buna rağmen kıskançlık ateşi, söyleyeni yakar kavurur. Üstelik, gıybet günahına girdiği için sevaplarını sevmediği kimseye vermeye mahkum olur.

Gıybet Sonucu oluşan Kul Hakkından Nasıl Kurtulunur

Kişi yaptığı gıybeti; gıybet yapılana duyurmazsa kendisi için tövbe gıybet yaptığı kişi için istiğfarda bulunması kâfidir. Duyurursa, kişi ile helalleşmesi gerekir…

Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm: “Arkadan çekiştirdiğin kimse için (ödeyeceğin) kefaret onu istiğfar etmendir.” 26

Ancak  bundan sonra tevbe edip ıslah olanlar müstesnadır. Allah çok bağışlayıcı ve merhametlidir.” 27

Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri, bir gün bir câmide iken bir genç gelip:

-Allah rızası için bana yardım edin. Ben yardıma muhtaç bir kimseyim, der.

-Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri bakar ki genç sapa-sağlam bir insan, bu genç haliyle dilencilik yapmaya utanmaz mı? Niye çalışıp kazanmaz da dilencilikle kendini küçük duruma düşürür, diye düşünür.

O gece Cüneyd-i Bağdadi Hazretleri bir rüya görür. Rüyasında, câmide gördüğü gencin vücudu bir kebap yapılıp bir tepsiye konmuş önüne getirilir. Cüneyd-i Bağdadi Hazretlerine:

-Bunu yiyeceksin, derler.

Hazret “o insan etidir, yenir mi?” diye karşılık verdiğinde:

Ya dün câmide nasıl yiyordun… Yine öyle yiyeceksin!… derler.

Daha sonrasını Hazret şöyle anlatıyor:

-Meğer gıybet etmişim. Hemen korku ile uyandım. Abdest alıp iki rekat namaz kıldım. Tövbe istiğfar ettim. Sabah olunca, o hakkında konuştuğum genci aramak için dışarı çıktım. Aradım aradım, nihayet genci Dicle Nehri kıyılarında buldum ki önüne tere koymuş onları yiyor.

Genç benim geldiğimi görünce başını kaldırarak:

-Ey Cüneyd! Câmide benim hakkımda kötü düşündüğün için tövbe edip pişmanlık duydun mu? diye sordu.

-Evet, dedim.

Genç bana:

– O halde üzülme git! dedi ve şu âyet-i kerimeyi okuyarak kayboldu: “Ve o Zât’tır ki kullarından tövbeyi kabul eder, günahlarını afv eder ve ne yaptıklarını bilir.28

CENÂB-I HAK GIYBETTEN SAKINANLARDAN EYLESİN İNŞALLAH…

Kaynaklar

1- Ebu Dâvud, Edeb 40, (4874); Tirmizi,
2- Mektubat-ı Mecmuası, s. 121
3- Lem’alar Mecmuası, s.90
4- Bakara Sûresi, 90
5- Nur Sûresi, 15
6- Taberani
7- Taberani
8- Müminun Sûresi, 96
9- Bakara Sûresi, 237
10- Zuhruf Sûresi, 39
11- Ebû Dâvud, Edeb 40, (4874,4879).
12- Mektubat-ı Mecmuası, 121
13- Hücurat Sûresi, 12
14- Mektubat-ı Mecmuası, s.121
15- Ebû Dâvud, Edeb 40, (4881).
16- İbn Ebi Dünya, İbn Hibban 210
17- “En çok vebâle sebep olan”, “en ziyade haram olan” gibi mübâlağalı bir mânâ ifade etmektedir. Ebû Dâvud, Edeb 40, (4876).
18- Kastomonu Lâhikası, 219 (Fihrist eseri)
19- Mektubat-ı Mecmuası, s.121
20- Mektubat-ı Mecmuası, s.121
21- Mektubat-ı Mecmuası, s.121
22- Mektubat-ı Mecmuası, s.121
23- Edeb, 60; Müslim, zühd 52 (2990)
24- Nur Sûresi, 16
25- İbn-i Ebi Dünya
26- İbn-i Ebi Dünya’nın Enes bin Mâlik (ra) rivayet etmiştir. Tarikat-ı Muhammediye (İmam-ı Birgivi)
27- Nur Sûresi, 5
28- Şura Sûresi 42/25

Bir yorum

  1. Amin Amin Amin Ecmain…

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön