Anasayfa / Genç Kâlemler / İçimizdeki putlar

İçimizdeki putlar

İbrâhim
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim
[1]

Nefsin eline oyuncak olmanın normal ve maalesef gerekli görüldüğü bu zamanda en büyük cihad “içindeki putları kırmak”. “Tevekkeltü Alellah” deyip Allah için yaşamak, Allah için sevmek, Allah için buğz etmek…

Her sabah bize yeni bir hayat lütfeden Rabbül Alemin’e şükretmekten aciz, dünyaya batmış, sonsuza dek dünyada kalacakmışçasına umarsızca yaşarken Resulullah (sav)’ın “Yarın diyenler helak oldu”  sözü yankılanıyor kalbimizin duyamadığımız derinlerinde…

Duyamıyoruz;  çünkü çok meşgulüz. Her gün geleceğinden emin olmadığımız gelecek için pür telaş çalışıp çabalarken strese, depresyona, gaflete dalmakla meşgulüz! Geleceği mutlak olan ölüm ve hesap gününü unutmakla meşgulüz bir o kadar..

Saatler günler hatta haftalar önceden ne yiyip içeceğimizi ne giyeceğimizi nerelerde gezeceğimizi planlamakla meşgulüz.. Dünya için çalıştıkça doyumsuzlaşmakla da… Nefsin elinden deniz suyunu içip içip susamakla meşgulüz… (Muhyiddin-i Arabî’nin dediği gibi)

Ve Resulullah bunu bize yüzyıllar öncesinden haber vermiştir:

“İki nimet vardır ki insanların birçoğu bu nimetleri kullanmakta aldanmıştır: Bunlar; sıhhat ve boş zamandır..”

Burada kendimize sormamız gereken soru belli Allah için (Allah’ın lütfu olan) zamanı ve sıhhatimizi kullanmıyorsak ne için kullanıyoruz? Kullandıklarımızın hangisi fani ve malayani değil? Bunca değer biçtiğimiz tüm varımızı harcadığımız dünyanın kıymeti nedir? O kadar dünyevi çalışmanın, koşuşturmanın bize getirdiklerini ve bizden götürdüklerini vicdan terazimizin kefelerine koysak hangisi ağır basar?

Dünyevi zaaflarımız içimizdeki putlarımız: Yeme içme, gezme, lükse düşkünlük, alışveriş, TV, bilgisayar…  Bize Allah’ı unutturan ne varsa içimizde putlaşıyor. Ve o putları koyan da ne yazık ki kendimiziz. Hâlbuki hadis-i şerifinde çok açıkça beyan ediyor Efendiler Efendisi sav :

Doğrudan ya da dolaylı olarak Cenab-ı Hakk’ı hatırlatmayan lüzumsuz bütün duygu, düşünce ve fiilleri terk etmesi, kişinin İslam’ı bilmesinin ve gereklerini yerine getirmesinin mükemmelliğindendir.

Söz her zamanki gibi yine imanın mükemmelliğine ve bizler için ne kadar elzem olduğuna geldi. Demek bu rehavet imanımızın eksikliğinden, o eksiklikten oluşan boşluğu elmaslarla değil cam şişelerle doldurmaya çalışmamızdan… Cenab-ı Hakkın bize verdiği o hadsiz muhabbet duygusunu yanlış yönlendirmekten.. Hz Üstad’ın belirttiği üzere:

Hem insanın mahiyet-i câmiasında hadsiz bir istidad-ı muhabbet dercedilmiştir. Onun için insan da umum mevcudata karşı bir muhabbet besliyor. Koca dünyayı bir hanesi gibi seviyor. Ebedî Cennet’e bahçesi gibi muhabbet ediyor. Halbuki muhabbet ettiği mevcudat durmuyorlar, gidiyorlar. Firaktan daima azab çekiyor. Onun o hadsiz muhabbeti, hadsiz bir manevî azaba medar oluyor. O azabı çekmekte kabahat, kusur ona aittir. Çünki kalbindeki hadsiz istidad-ı muhabbet, hadsiz bir cemal-i bâkiye mâlik bir zâta tevcih etmek için verilmiş. O insan sû’-i istimal ederek o muhabbeti fâni mevcudata sarfettiği cihetle kusur ediyor, kusurun cezasını, firakın azabıyla çekiyor.“[2]

Tam bu noktada ilacımızı da tarif ediyor Bediüzzaman Hazretleri:

        “İşte bu kusurdan teberri edip o fâni mahbubattan kat-ı alâka etmek, o mahbublar onu terketmeden evvel o onları terketmek cihetiyle Mahbub-u Bâki’ye hasr-ı muhabbeti ifade eden “Ya Baki, Entel Baki” olan birinci cümlesi: “Bâki-i Hakikî yalnız sensin. Masiva fânidir. Fâni olan elbette bâki bir muhabbete ve ezelî ve ebedî bir aşka ve ebed için yaratılan bir kalbin alâkasına medar olamaz.” manasını ifade ediyor. “Madem o hadsiz mahbubat fânidirler, beni bırakıp gidiyorlar; onlar beni bırakmadan evvel ben onları “Ya Baki, Entel Baki” demekle bırakıyorum. Yalnız sen bâkisin ve senin ibkan ile mevcudat beka bulabildiğini bilip itikad ederim. Öyle ise senin muhabbetinle onlar sevilir. Yoksa alâka-i kalbe lâyık değiller.demektir.” [3]

Cenab-ı Rabbül Âlemin iman-ı kâmile ulaşıp içimizdeki putları kırmayı ve Saadet-i Dareyn’i kazanmayı cümlemize nasip etsin. Âmin.

[1] A. Halet ÇELEBİ
[2] Üçüncü Lem’a
[3] Üçüncü Lem’a
Gelen Aramalar:kir putlari ibrahim,Müzik indir içimdeki putları kim kıracak ibrahim

Bir yorum

  1. Ne kadar devrim olursa olsun içimizdeki putlar sabit kaldıkça bizim devrildiğimiz yer Cehennem olacaktır..

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön