Anasayfa / Rîsâle-î Nûr / Hazret-i Üstad ve Hayru’l-Halefi’nin Tarihçe-i Hayatları

Hazret-i Üstad ve Hayru’l-Halefi’nin Tarihçe-i Hayatları

Daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış, bazı ezberleri bozacak ve pek çok yanlışlıkları tashih edecek mahiyette bulunan 250’den fazla orjinal vesika artık yayınlanmış durumda. Bilindiği üzere, Hazret-i her nerede olursa olsun yazdığı Risale ve Mektubları, daima Husrev Efendiye gönderir, o da bu müsveddeleri temize çekerek ’ın işaret ettiği Mecmua’ya dâhil eder, sonra çoğaltarak etrafa neşrederdi. Neşir hizmetinin merkezinde bulunması hasebiyle, risale, mektub ve resmi yazı gibi pek çok vesikalar kendisinde toplanmış bulunuyordu. Hüsrev Efendi’den Hayrât Vakfı’na intikal etmiş olan bu vesikalardan; Hazretleri’nin kendi mübarek el yazısı ile yazdığı mektubları büyük bir tarihi kıymeti hâiz bulunmaktadır.

Rabbimize nâmütenâhi hamd ü senâlar olsun ki, yıllardır beklemekte olduğumuz Bediüzzaman Hazretleri ile Hüsrev Efendi Üstadlarımız’ın tarihçe-i hayatlarını geçtiğimiz ay yayınlamak nasib oldu. “Bediüzzaman Said Nursi ve Hayru’l-Halefi ” adını taşıyan bu kitab, Hayrât Vakfı Camiası’ndan geniş bir heyetin iştirâk ve himmetleriyle on yıla yakın bir malzeme toplama çalışması ve ardından iki senelik bir te’lif süreci neticesinde hazırlandı. Kitabın hazırlanmasında en büyük kaynak ve mihenk bizzat Risale-i Nur Külliyatı oldu. Hususan Üstad Bediüzzaman’ın hayatı ve mesleği ile Hüsrev Efendi’nin şahsiyet ve hizmetlerinin tanıtılmasında en büyük ağırlık Risale-i Nur’dan yapılan nakillere verildi. “Tarihçe-i Hayat Mecmuası” ile birlikte Abdurrahman Nursi’nin 1919 yılında İstanbul’da hazırlayıp neşrettiği “Bediüzzaman’ın Tarihçe-i Hayatı” da kitabın mühim kaynaklarındandır. Bunun yanında Bediüzzaman Hazretleri ve Risale-i Nur hakkında daha evvel neşredilen pek çok eserden de istifade ediildi. Külliyatta yer alan esaslara uymak onu desteklemek ve ters düşmemek kaydıyla şahid ve ravilerin nakillerine de ara ara yer verildi. Risale-i Nur’daki sarih ifadelere aykırı indi yorumlar ve teviller dikkate alınmadı.

Bu kitapta efkâr-ı umumiye için büyük sürpriz olacak ve araştırmacıların nazar-ı dikkatlerini kendine çekecek olan belgeler bulunmaktadır. Daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış, bazı ezberleri bozacak ve pek çok yanlışlıkları tashih edecek mahiyette bulunan 250’den fazla orjinal vesika artık yayınlanmış durumda. Bilindiği üzere, Hazret-i Üstad her nerede olursa olsun yazdığı Risale ve Mektubları, daima Husrev Efendi’ye gönderir, o da bu müsveddeleri temize çekerek Üstadın işaret ettiği Mecmuaya dâhil eder, sonra çoğaltarak etrafa neşrederdi. Neşir hizmetinin merkezinde bulunması hasebiyle, risale, mektub ve resmi yazı gibi pek çok vesikalar kendisinde toplanmış bulunuyordu. Hüsrev Efendi’den Hayrât Vakfı’na intikal etmiş olan bu vesikalardan; Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin kendi mübarek el yazısı ile yazdığı mektubları büyük bir tarihi kıymeti hâiz bulunmaktadır. Yine Hazret-i Üstad Barla’da iken hüsn-ü hattı bulunan talebelerine yazdırıp gönderdiği ve Risale-i Nur hizmetinin temellerinin atıldığı ilk döneme ışık tutan bazı mektublar, ehli için paha biçilemez vesikalar hükmündedir.

"Hüsrev Kardeşim, size selam! Saadet-i Ebediyenin anahtarı imandır. Ve iman hazinelerinin anahtarları âyat-ı Kur'âniye'dir. Ve âyâtın şu zamanda en iyi anahtarları Nur Risalesi'nin sözleridir kanaatindeyim. Isparta'da ciddi, gayretli, metin, dirayetli bir ar

Hüsrev Kardeşim, size selam! Saadet-i Ebediyenin anahtarı imandır. Ve iman hazinelerinin anahtarları âyat-ı Kur’âniye’dir. Ve âyâtın şu zamanda en iyi anahtarları Nur Risalesi’nin sözleridir kanaatindeyim.

Hüsrev Efendi’nin 1960 sonrası hizmetlerinin ve sergüzeşt-i hayatının nakledilmesinde, hâlen hayatta olan yakın talebelerinin büyük katkıları olmuştur. Uzun bir zaman zarfında iki yüz seksenden fazla Nur Talebesi’yle yapılan mülakat kayıtları, yazılı kaynaklardan sonra bu dönemin en mühim kaynaklarındandır. Bir kısmı Hüsrev Efendi’nin en has ve en yakın hizmet arkadaşları mevkiinde bulunan bu talebeler, o dönemin canlı şahidleridir ve bizzat anlatılan hadiselerin içinde yer alan kimselerdir. Bu nakillerin kitaba alınmasında da Risale-i Nur’daki esaslara ters düşmemeleri en mühim bir şart olarak dikkate alınmıştır. Yine 1960 sonrasında yazılan ve Risale-i Nur hizmeti açısından mühim hatıraları muhtevi bazı mektubları da tarihe ışık tutan birer vesike hükmünde yayınlamış oldu. Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin 1877 yılında dünyaya gelişinden, Hüsrev Efendi’nin vefatına kadar ve onun ardından talebelerince Hayrat Vakfı çatısı altında günümüze kadar devam ettirilen Risale-i Nur Hizmeti’nin anlatıldığı kitab yaklaşık yüz kırk senelik bir zaman dilimini kapsamaktadır.

Ahmed Hüsrev Efendi, Bediüzzaman Hazretleri ile beraber geçen otuz yıl boyunca imana hizmet ve  küfre karşı cihad-ı manevi hizmetinde dava arkadaşları olan ’yle birlikte rızâ-yı ilâhî yolunda büyük hizmetlere vesile olmuşlardır. Hüsrev Efendi, Üstadının tabiriyle “elmas bir kılınç gibi olan kalemi” ve “gayet şirin hattı”yla Risalelerin en muntazam, en mükemmel, en sıhhatli ve tevafuklu binler nüshalarını yazıcı bir matbaa gibi çoğaltarak, Risale-i Nur’un Anadolu’da kökleşmesi hizmetinde en büyük hisse ve şerefe mazhar olmuştur.

Ömrü boyunca Bediüzzaman Hazretleri’nin hapisler, zehirlemeler, sürgünler ve su-i kastlerle engellemeye çalışan din düşmanları onun vefatından sonra Hüsrev Efendi’yi hedefe koyarak taaruza başlamışlardır. Bediüzzaman Hazretleri’nin “Benim yerimde ve Nurun şahs-ı manevisinin çok ehemmiyetli mümessili” dediği ve kendisinden sonra hizmetin başına bıraktığı, Risalelerde en çok ismi geçen ve hizmetleriyle en çok temayüz edilen Hüsrev Efendi, bir plan dâhilinde yalnız bırakılmaya çalışılmış, birçok kişi de bilerek ya da bilmeyerek buna alet edilmiştir. Bütün bu oyunları daha evvel fark eden Üstad  Bediüzzaman Hazretleri defalarca şu minvalde ikazlarda bulunmuştur: Gizli düşmanlarımız iki plânı takib ediyorlar: Biri, beni ihanetlerle çürütmek; ikincisi mabeynimize bir soğukluk vermektir. Bazı Hüsrev aleyhinde bir tenkid ve itiraz ile gücenmek ile bizi birbirimizden ayırmak istiyorlar. Ben size ilân ederim ki; Hüsrev’in bin kusuru olsa ben onun aleyhinde bulunmaktan korkarım. Çünkü şimdi onun aleyhinde bulunmak, doğrudan doğruya Risale-i Nur aleyhinde ve benim aleyhimde ve bizi perişan edenlerin lehinde bir azim hıyanettir.

Kitabın tamamında da görüleceği üzere, Üstad Bediüzzaman Hazretleri ile Hüsrev Efendi’nin hizmet hayatları tam bir uyum içinde olmuş ve birbirini tamamlamıştır. Hz. Üstad, Risale-i Nurları te’lif etmiş, Risale-i Nur’un başkâtibi olan Hüsrev Efendi el yazısıyla çoğaltarak bütün Türkiye’ye neşretmiştir. Bediüzzaman Hazretleri, Kur’ân-ı Kerim’deki tevafuk hârikasını keşfetmiş, Hüsrev Efendi onu bizzat yazmak şerefine ermiştir. Hz. Üstad yapılacak hizmetleri göstermiş, Hüsrev Efendi hizmeti önce kendisi yapmış sonra da Üstad nâmına umum Nur Talebelerine tebliğ etmiştir. Hz. Üstad başka şehirlere sürgün olarak gitse de te’lif ettiği eserleri ve mektupları daima Husrev Efendi’ye göndermiş, Husrev Efendi de Üstadının tesibiyle külliyata dâhil etmiş ve her tarafa ulaştırmıştır. Hz. Üstad tarassut ve baskılarla engellenmek istenirken, Hüsrev Efendi onun namına talebeler arasındaki haberleşmeyi ve koordineyi sağlayarak Nur’un neşriyatını sevk ve idare etmiştir. Hazret-i Üstad hastalanmış, Hüsrev Efendi o hastalığı kendi üzerine almıştır. Karşılıklı muhabbet ve fedâkarlıkta hayatlarını birbirlerine fedâ etmek derecesine gelmişlerdir.

Küfre karşı imana hizmet yolunda öyle büyük bir muhabbet, şevk ve gayretle ittifak etmişlerdir ki, âdeta “iki beden bir ruh” manasına mazhar olmuşlardır. Bu fevkalade ittifak ve tesanüdün ve ruhâni imtizacın pek çok belgesini bu kitabın sayfaları arasında bulacaksınız. İşte bu iki İslâm kahramanının fevkalade ittihad etmiş hayatları, hizmetleri ve karşılıklı hissiyatlarıdır ki, her iki zatın tarihçe-i hayatlarının bu kitapta birlikte ele alınmasını gerektirmiştir. Evet, Risale-i Nur’un hizmet tarihini Hüsrev Efendi olmadan anlamak mümkün olmadığı gibi, Üstad Bediüzzaman Hazretlerini’de “Benim yerimde ve Nurun şahs-ı manevisinin çok ehemmiyetli bir mümessili” dediği Hüsrev Efendi olmadan gereği gibi tanımak mümkün değildir. Hazret-i Üstadın şu ifadeleri bunu çarpıcı bir şekilde gösteriyor: “Risale-i Nur’un kahramanı Hüsrev, benim bedelime ölmek ve benim yerimde hasta olmak samimi ve ciddi istiyor. Ben de derim: Te’lif zamanı değil, şimdi neşir zamanıdır. Senin yazın, benim yazımdan ne derece ziyade ve neşre faideli ise, hayatın dahi hizmet-i Nuriye’de benim bu azaplı hayatımdan o derece faidelidir. Eğer benim elimden gelseydi, hayatımdan ve sıhhatimden size memnuniyetle verirdim.” Nur’un büyük erkânlarından Hulusi Bey’in, “Risale-i Nur’un kahraman

Denizli Hapsi'nde Nur'un üç kahramanı olan Hafız Ali, Tahiri Mutlu ve Hafız Mustafa (Soldan sağa)

Denizli Hapsi’nde Nur’un üç kahramanı olan Hafız Ali, Tahiri Mutlu ve Hafız Mustafa (Soldan sağa)

bayraktarı” diye vasıflandırdığı Hüsrev Efendi, “Üstad Bediüzzaman’la iki beden bir ruh” derecesindeki manevi benzeyiş ve yakınlığı ve fevkalade dirayet ve iktidarından dolayıdır ki, Hazret-i Üstad tarafından, kendisinden sonra yerine geçecek bir “Hayru’l-Halef” olarak tayin edilmiş ve Risale-i Nur Hizmeti onun inayet altındaki idaresine emanet edilmiştir. Bu sebebledir ki Hazret-i Üstad’ın son devir talebelerinden Zübeyir Gündüzalp, Hüsrev Efendi’ye hitaben yazdığı mektubunda; “Nur Camiasının başında daha çok uzun seneler bulunmanızı, bu mukaddes hizmette ebediyen muvaffak ve payidar olmanızı niyaz ederim.” şeklinde hürmetkar ifadelerde bulunmuş onun bu vazifesine işaret etmiştir.

Risale-i Nur Hizmet Tarihi açısından pek büyük ehemmiyeti olan bu hakikatin de bir çok yazılı ve sözlü delilleri kitaba alınmış durumdadır. Yalnızca bir numunesi, Üstad Bediüzzaman Hazretleri’nin şu sözleridir: “Hüsrev gibi bir Nur kahramanından, benim yerimde ve Nur’un şahs-ı mânevisinin çok ehemmiyetli bir mümessili olmasından hiçbir cihetle gücenmemek elzemdir.” Hazret-i Üstadın tarihçe-i hayatından yola çıkarak, aslında “Risale-i Nur’un hizmet tarihçesi”ni olabildiğince bir bütün olarak vermesi hedeflenen bu kitapta, Risale-i Nur’un kahraman talebelerine ve onların tabakalarına ve evsaflarına, mühim hizmet merkezlerine Risale-i Nur’a akseden ehemmiyet dereceleri nisbetinde yer vermeye çalışıldı. Ayrıca son devrin büyük iman müceddidi Bediüzzaman Hazretleri’nin, Kur’ân’a, imana ve sünnet-i seniyyeye hizmet etmek ve küfür, dalalet ve bid’alarla mücadele etmek üzere açtığı “Risale-i Nur meslek ve meşrebini” ve “Hizmet metodunu” yine Risale-i Nur Külliyatı’na akseden asli şekli muhafaza edilerek verilmeye çalışıldı. Bu cihetle kitap, yalnız bu iki mübarek zatın tarihçe-i hayatlarından ibaret olmayıp Rabbimizin lütuf ve inayetiyle, Risale-i Nur’un hizmet tarihine, Nur Talebeleri’nin Risale-i Nur’un mahiyet ve mesleğine ışık tutacak zengin bir muhtevaya kavuştuğunu ümid ediyoruz.

8 Ocak 1971 Kuleönü baskınında tutuklanan Nur talebeleri'nin ellerinde Risale-i Nur çalışmalarıyla jandarmada çekilen fotoğrafları

8 Ocak 1971 Kuleönü baskınında tutuklanan Nur talebeleri’nin ellerinde Risale-i Nur çalışmalarıyla jandarmada çekilen fotoğrafları

Netice-i kelâm; uzun emekler ve geniş bir katılımla hazırlanan bu kitabın, âhirzamanın büyük hidayet serdarı Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri’nin, davasının ve eserlerinin tanınmasına en güzel, en doğru ve Rıza-yı İlahiyeye en muvafık bir vesile olmasını Allah’ın nihayetsiz rahmetinden ümid ediyoruz. Hem Üstad bediüzzaman’ın hayatı boyunca en büyük sancakdârı, hayatından sonra da davasını devam ettiren hayru’l halefi olan Ahmed Hüsrev Efendi’nin hakiki mahiyetinin bilinmesine ve Risale-i Nur’un ve Nur Hizmeti’nin asli hüviyetini muhafaza ederek bu günlere ulaşmasındaki hayati rolünün anlaşılmasına vesile olmasını yine Rabbimizin nihayetsiz kereminden niyaz ediyoruz.

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön