Anasayfa / Genç Kâlemler / Gözler…

Gözler…

Ruhun penceresi…

Kainatın temaşa merkezi… Basırin tecellisi…

Ya hadsiz gözler içinde zi ruhların makamca en güzel göreni kim? Ahsen-i takvim semasının güzide sahibi kim? İnsandan başka hani kim?

İşte görmek… İşte insan…

Görmek ve göstermek istememiş miydi Halık-ı Zişan? Esmasını mahlukatı üzerinde görmek, mahlukatına da esmasını göstermek üzere halk etmemiş miydi kainatı,Yaradan?

Gözler vardı, kalpten gören… Gözler vardı yerdeyken cenneti gören…

Zemindeyken gökteki melaikeyi seyreden… Dünyadayken Rü’yet-i Cemalle şereflenebilen… HZ.MUHAMMED gibi…

Gözler vardı, HZ.ALİ, ŞAH-I GEYLANİ gibi gören… Mühim hadisatı 13 asır,8 asır evvelinde tarih sahnesinden haber veren… Gözler vardı, BEDİÜZZAMAN’ın gözü gibi… Herkesin sadece maddeyi gördüğü bir hengamda maneviyata işaret eden…

Yine gözler vardı AHMED HÜSREV’inki gibi… Levh-i mahfuza nazar ederek tevafuk mucizesini, hayret ile gözlere gösterebilen… Ve daha ne gözler vardı, ne gözler…

Ya bir de göremeyenler…

Tabiatı yarasa gibi, maneviyatta ama olanlar…

Gündüz içinde muannidane gözünü kapayıp, gece diye bağırıp çağıranlar…

Hakikate vasıl olamamanın sancısıyla hadsiz sualler karşısında hayrette kalanlar…

‘’Kişi aleminin şeklini; kalbi, aklı, ameli ve gönlüyle değiştirir.’ mucibince hususi aleminin zulümatı ve perişaniyetinden elem vadilerinde kaybolanlar…

Fenaya mahkum gayesiz bakışlarla; nefsani heveslerini seraplara harcayanlar…

Eşref-i mahlukat iken, sukut içinde hayvan dahi olamayanlar…

Nurlanamadığı için mahşerde kör haşrolanlar…

‘’Onlar sağırdır(hakkı işitmezler),dilsizdir(hakkı söylemezler),kördür(HAKİKATİ GÖRMEZLER),bu yüzden akıl erdiremezler! (Bakara-171) İlahi tahkiriyle mahvolanlar…

Ah! Ebedi karanlıklarda kalacaklar! Esfel-i safilin dehşetine yuvarlanacaklar!

HASIL-I KELAM EY NUR!

Nazar Seninle mana bulur. Kainat Seninle abesiyetten ve tesadüf oyuncaklığından kurtulur… Seninle Samedani mektup, ayat-ı tekviniye olur… Alemde Esma-yı İlahiye başka nasıl okunur?

Ümm-i Mektumlar Seninle hakikate kavuşur… Maddeten görmese ne farkı var? Manen kitab-ı kainatın ala bir mütalaacısı olur…

!

İnsanın, kainatın hatta her şeyin kıymeti son bulur!

Müdhiş zulümat dalgaları içinde vahşetli girdaplara gark olur!

İŞTE tefekkürün kapısıdır göz… Anahtarı ise kalp…

Kalp göze hitap edemez, kilitli kalırsa kapı; gördüğünü sanır.Esbabın kesif perdelerinde takılır,aldanır…

Yalnız kalbini nurlandıranlar hakikate ulaşır…

‘’Yüzler vardır, o gün ter u tazedir, RABLERİNİ GÖRECEKTİR!’’ (Kıyamet 22-23) nida-yı İlahisinin ancak onlar mazharıdır!

Ya Rabbi! Bize ve neslimize nurunla hayat ver! Bizi ve neslimizi nurunla yaşat! Ve o nurunla huzuruna al! Vesselam…

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön