Anasayfa / Genç Kâlemler / Cam Kırıkları

Cam Kırıkları

Birçoğumuzun çocukluğunda annelerimizin “sakın dokunma” dediği o misafirlik  yemek takımlarıyla ilgili anıları muhakkak vardır. Annesinin o nadide, çok sevdiği porselen takımın bir tabağını kıran çocuklardan biri olmuşuzdur belki de…

Ne hissederiz o an? Müthiş bir suçlulukla karışık utanç duygusu… Kendimizi saklayacak bir köşe arar dururuz, görsün istemeyiz bize kızacağını bildiğimiz. Aslında sadece kızacak olması da değildir bizi rahatsız eden; sevdiğimiz ve bizi seveni incitmiş olmanın verdiği o çaresizlik, pişmanlık duygusundan kaçmak isteriz.

Hayatımızda en çok canımızı yakan duygu pişmanlık belki de… Daha kendimizi yeni yeni bilmeye başladığımız zamanlarda ilk öğrendiğimiz hislerden biri…

Önce çocukluğun, toyluğun cehaletiyle düşünmeden yaptıklarımızın pişmanlığını yaşarız sonra büyüdükçe ve sindirildikçe – birileri ya da bir şeyler nedeniyle- yapamadıklarımızın pişmanlığı…

Ama hiçbir pişmanlık son andaki pişmanlığımız kadar canımızı yakmaz ve bedeli ağır olmaz kuşkusuz. (Sonsuz bir bedel ödemek ihtimali var Allah korusun!!)

O pişmanlığı yaşamak korkusuyla köşe bucak kaçıyoruz kaçınılmaz nihayetimizden. Sözlerimize, düşüncelerimize katmak, aklımızın ucuna bile getirmek istemiyoruz. Hatırlatanlara ekşimiş bir surat ve geçiştiren ifadelerle karşılık veriyoruz. Gözümüzün önünde onlarca örneği olması da bizim için pek bir şey değiştirmiyor esasen yine de kendi başımıza gelsin istemiyoruz.

Çünkü o çocuktan da fena elimiz, üstümüz, başımız cam kırıklarıyla dolu ve yaşadıkça çoğaltıyoruz kırık tabakları… Buna rağmen kaçacak delik arıyoruz. Çünkü bizi en çok sevenin emanetlerini koruyabilmek için verilen zamanı boşa geçirmekte olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmek işimize gelmiyor hiç.

İşte bunlar yüzünden kaçıp duruyoruz bizi her an bulabilecek olan ve erteleyemeyeceğimiz ölümden.

Şairin dediğin gibi Ölüm bize ne uzak bize ne yakın ölüm… “

Efendimiz sav buyurmuştu ya hani    “İnsanlar uykudadır ölünce uyanırlar.”

Demek ölünce bitmiyor, ölünce başlıyor yolculuğumuzun gelişme bölümü ve o bölümden netice bölümüne giden yoldaki seyahat bu kısacık ömrümüzde gafletten ve dalaletten sakınabildiğimiz kadar ferahlı ve sürurlu olacak inşaAllah…

Tatlı bir zehir gibi her yanımızı sarmış gaflet uykumuzdan bir an evvel uyanalım, son gülenlerden olalım inşaAllah…

Gelen Aramalar:dini makaleler arşivi

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön