Anasayfa / Tarîh / Bir imparatorluğun mirası: “Osmanlı Arşivleri”

Bir imparatorluğun mirası: “Osmanlı Arşivleri”

Osmanlı ArşivleriOsmanlı Devleti 14. yüzyılın başında kurulmuş, 15. yüzyılda dünyanın süper gücü konumuna gelmiş 20. yüzyıla kadar dünya siyasetinin bir şekilde merkezinde kalmayı başarmıştır. Fethettiği ve sınırlarına dâhil ettiği her bölgece kendi idari yapısını kurmuş ve Osmanlı bürokrasisi çalışmaya başlamıştır. 21 milyon kilometrekare toprakta birçok farklı toplumu uzun bir müddet idare eden Osmanlı askeri ve idari kadroları, bu bölgeler ve toplumlar hakkında milyonlarca arşiv belgesi bırakmıştır.

Ortadoğu, Balkanlar, Orta Avrupa, Kafkaslar ve Kuzey Afrika’yı kapsayan Osmanlı toprakları üzerinde günümüzde otuzdan fazla devletin yaşıyor olması Osmanlı arşivlerinin zenginliğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu devletler kendi tarihlerini yazmak için Osmanlı arşivlerine müracaat etmek durumundadırlar. Osmanlı Devleti kurulduğundan itibaren gayet dikkatli ve ciddi bir hassasiyetle en ince ayrıntılara kadar resmi belgeleri arşivlemiş ve bu evraka verdiği kıymetten dolayı, kurduğu arşiv teşkilatına “Hazine-ü Evrak” adını vermiştir. Osmanlı Devleti’nin devrettiği bu hazine bugün Türkiye’yi dünyanın en zengin arşiv potansiyeline sahip sayılı ülkelerden birisi durumuna getirmiştir. Türk araştırmacılarla birlikte dünyanın dört bir yanından bilim insanları Türkiye’ye gelip Osmanlı arşivlerinde araştırma yapmaktadırlar.  

OSMANLI DEVLETİNDE ARŞİV GELENEĞİ VE TARİHİ SÜRECİ

Osmanlı’da belgelerin, vesikaların arşivlenmesi ilkesi Selçuklulardan aldıkları bir teamül olarak devam etmiştir. Daha öncesinde ise İslamiyet’in yazıya ve kağıda verdiği ehemmiyet ile Türklerin kazanmış olduğu bir hassasiyetin ürünüdür. Osmanlı imparatorluğunda kuruluş döneminden beri belgeleri muhafaza etme fikrinin olduğu bu güne kadar elimize ulaşan milyonlarca belgeden anlaşılmaktadır. Devlete ait belgeler sandık ve kumaş torbalarda dikkatle muhafaza edilmiştir.

Osmanlı’nın ilk başkenti Bursa’daki arşiv belgeleri Timur istilası ile yok edilmiştir. Fatih dönemine kadarki belgelerden günümüze birkaç vesikadan başka arşiv belgesi ulaşmamıştır. İstanbul fethedildikten sonra ilk olarak mahzen-i evrak olarak Yedikule kullanılmış daha sonra bu belgeler Ay Meydanı’na taşınmış oradan da Topkapı Sarayı’na nakledilmiştir. Fatih döneminden Kanuni dönemine kadar geçen bir asırlık sürece ait belge ancak birkaç yüz defterden ibarettir. Devletin farklı kurumları kendi binalarında belgeleri muhafaza ediyordu.  Bu binalar farklı semtlerde olmasından dolayı resmi işlemleri kolaylaştırmak adına Sultan Abdülmecid döneminde merkezi bir arşiv inşa edilmiş ve arşivlerin büyük bir kısmı bu merkezde Hazine-i Evrak binasında toplanmıştır. (1846) Osmanlı Devleti arşiv teşkilatında bir takım değişikliklerle beraber devletin arşivini son dönemine kadar muhafaza etmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra ilk dönemde yaşanan bazı talihsizlikler haricinde devlet tarafından muhafaza edilerek günümüze kadar gelmiştir. Bugün devletin her kurumu kendine Osmanlı’dan bakiye kalan arşivi muhafaza etmekle beraber bu arşivin büyük bir kısmı Başbakanlığa bağlı olan Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı’nda muhafaza edilip araştırmacıların hizmetine sunulmaktadır.

OSMANLI BÜROKRASİSİ VE ARŞİV BELGELERİ

Osmanlı Devleti en küçük ve sıradan bir belgeyi bile arşivlerine alıp muhafaza etmiştir. Bağdat’tan Belgrad’a kadar Osmanlı teb’asından her bir fert yazılı bir belge ile çözülmesini istediği problemini ve şikâyetini payitahta, Topkapı’ya bildirebilirdi. Taşradaki Osmanlı idaresinin içinden çıkamadığı veya Topkapı’ya danışması gerektiği durumlarda bu durum resmi evrak haline getirilip dönemin imkânlarına göre en süratli bir şekilde Topkapı’ya ulaştırılırdı. Sadrazam bu belgeyi defterdar veya reisülküttab hangisi ilgilenmesi gerekiyorsa ona gönderir defterdar veya reisülküttab bu belgeyi okuyup Osmanlı bürokratlarının çalıştığı yirmi kadar bürodan ilgili olanlara gönderirdi. Bu daireler o konu ile ilgili daha önceki yazışmaları bir en fazla iki gün içerisinde tarayıp kopyasını çıkarırlardı. Gereği ne ise hükmü yazılır ve bir hafta içerisinde geriye cevap gönderilirdi.

Osmanlı Devleti bütün idari ve hukuki muameleleri arşiv olarak muhafaza etmiş ve gerektiğinde kayıtları taramış, arşivlediği belgeleri kullanmıştır. Birbirinden farklı uygulamaların önüne geçip standardı yakalamaya çalışmıştır. 18. Yüzyılda İstanbul’da İngiliz sefirliği yapmış olan Sir James Porter “Türklerin Davranışları, Devleti, Hukuku, Dini üzerinde düşünceler” adlı eserinde bu konuyla ilgili şunları söylüyor: “Osmanlı bürokrasisi gibi bir bürokrasi Avrupa Hıristiyan devletlerinin hiçbirisinde yoktur. Bunlara herhangi bir hükmü, kaydı, fermanı sorarsanız tarihini verin yeterlidir. Ne kadar eski olursa olsun hemen bulurlar ve size kopyasını çıkarırlar.” Osmanlı bürokratları evrakta yanlışlık yapmaları veya mevkilerini suiistimal etmeleri gibi bir durum tesbit edilirse ağır cezalara çarptırılırlardı.

BAŞBAKANLIK OSMANLI ARŞİVİ

Osmanlı Devleti’nden günümüze kalan en geniş kapsamlı arşiv malzemesi Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivleri Daire Başkanlığı’ndadır. Osmanlı Devleti’nin merkez teşkilatı olan Divan-ı Hümâyûn, Bâb-ı Defteri ve Bâb-ı Âsafi (Bâb-ı Âli) kurumları ve bu kurumlara bağlı olan kalemlere ait defterler, vesikalar ve her türlü belge Başbakanlık Osmanlı Arşivleri’nde muhafaza edilmektedir. Bu arşivdeki belgelerin tasnifi hala devam etmektedir. Bu arşiv muazzam zenginliktedir. 150 milyona yakın belge bulunan arşivde, eğer arşiv belgelerinin muhafaza edidiği raflar yan yana konulsa 200 kilometre uzunlukta bir raf oluşturacaktır. İstanbul Sultanahmet’te bulunan bu arşiv Kağıthane’deki yeni binasına taşındı. Kâğıthane’deki yeni binanın açılışı İstanbul’un Fethi 2013 kutlamalarıyla birlikte 29 Mayıs 2013 tarihinde yapıldı.

TOPKAPI SARAYI MÜZESİ ARŞİVİ

Topkapı Sarayı Arşivi’nde padişahlarla ilgili evrak ve defterlerin, azledilen, idam edilen veya mallarına el konulan devlet adamlarının evlerinde bulunan belgelerin sarayda saklanması usuldendi. Bu arşivde, en eskisi Orhan Gazi zamanına kadar giden 10.726 defter ve 12.724 vesika vardır.

VAKIFLAR GENEL MÜDÜRLÜĞÜ ARŞİVİ

Osmanlı devletine Selçuklu ve Beylikler döneminden bakiye kalan ve günümüze kadar gelen olan vakıfların hukuki dayanağını teşkil eden belgelerin toplandığı en büyük arşiv Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtlar Arşivi’dir. Vakıf Kayıtlar Arşivi; vakıf gayrimenkullerin tapusu, yapılacak hizmetlerin nicelik ve niteliklerini içeren vakfiye, ferman, hüccet, berat gibi vakıfla ilgili belgelerin bulunduğu arşivdir.

ŞER’İYYE SİCİLLERİ ARŞİVİ

Osmanlı bürokrasisinin merkezinde olan ve her bölgede görev yapan kadılar tarafından bulundukları mahallerde tutulan ve sayıları binlerle ifade edilen defterler vardır. Şer’i mahkemelerden kalan ve şer’iyye sicilleri diye adlandırılan bu defterlerde devletin hukuki, iktisadi, sosyal, askeri ve idari müesseseleri hakkında önemli tarihi bilgiler bulunmaktadır. Şer’iyye Sicilleri Arşivi, günümüzde İstanbul’un en eski semtlerinden Süleymaniye’de, İstanbul Müftülüğü bünyesinde araştırmacılara hizmet vermektedir.

Osmanlı arşivleri milyonlarca belge ile tarihçilerin ve ecdadı ile irtibata geçmek isteyen milletimizin ilgisini bekliyor. Osmanlı arşivlerinde çalışma yapmanın birinci koşulu ise Osmanlıca bilmektir. Arşiv belgeleri arasında farklı harflerle yazılmış sınırlı sayıda bazı belgeler bulunsa da bu belgelerin neredeyse tamamına yakını Osmanlıca’dır.

Bu sahada yeni ve güzel bir gelişme ise, Hayrat Vakfı’nın Milli Eğitim Bakanlığı ile imzalamış olduğu protokoldür. Bu protokol ile Türkiye genelinde açılan kurslarda bugün yüz bine yakın kursiyer Osmanlıca öğreniyor. Bu kursların özellikle dördüncü kuru Osmanlı arşiv belgelerini okumaya yönelik olarak hazırlandı. Hayrat Vakfı’nın bu çalışmaları Osmanlı arşivlerine rağbeti arttırmış olmalıdır. Türkiye genelindeki bu çalışma ile artık Osmanlı’nın torunları, dedeleri ile irtibata geçip ecdadımızı bilecek bir seviyeye geleceklerdir.

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön