Anasayfa / Genç Kâlemler / Beşinci dalda birinci meyveyi yerken…

Beşinci dalda birinci meyveyi yerken…

genckalemBediüzzaman Hazretleri’nin “Sözler” adlı eserinde, -Yirmidördüncü Söz’ün Beşinci Dalı’nın Birinci Meyvesi’nde- insanın ruhuna Allah tarafından yerleştirilmiş iki duygudan bahsedilir. Bunlardan biri korku, diğeri sevgi, yani muhabbettir. Kâinatın, sevgi ile var olduğundan bahseder Üstad burada. Öte yandan günümüz toplumunun en büyük sorunlarından biir olan “aşk” üzerinden (ki buradaki mecazi olandır) “muhabbet” mefhumunu derinlemesine incelemeye başlar. Bizi önce hayrette bırakan, anladıkça da mutluluğa gark eden bazı kısımları ele alacağız şimdi.

Sevgi insanların içine -Allah tarafından- belli bir sınıra bağlı olmayayacak şekilde yerleştirilmiştir. İnsanın sevdiklerinin sınırı yoktur. Ailesinden eşyalarına, şu dünyadan arkadaşlarına kadar  her şeyi sever. Bu kadar şeyi severken insan, bir şeyin farkında değildir:

Sevdiği her ne varsa -Allah’tan başka- fânidir, geçicidir. Hayrete düşme durumu burada başlar. Demek insan kendisindeki duyguları geçici olmayan Bir’isine sarf etmeli…

Diğer önemli nokta da şu: Allah’ın bize vermiş olduğu sevmek duygusunu, açısından düşünürsek anlarız ki bu kadar yoğun ve yüksek bir duygu, fâni olan bir insana layık olamaz. Bu çeşit bir sevgi karşı tarafa da ağır gelir ve maşuk da bu durumdan rahatsız olur. Yani iki damlaya derya gibi muamele edilmez!

Ruhu sıkılan mahbub, mecazi aşk ile kendisini seven aşığı:

“Ya tanımamaktan gelir veya tahkir eder, hor görür veyahud Allah’a ısmarladık der, çeker gider.”

Tüm bu söylediklerimizin özü, yalnız O’nu sevmeliyiz. Ve yalnız O’ndan çekinmeliyiz. Çünkü her şey O’nun yansımasıdır.

işte… Hakikat öncesi hayret ve malumat, sonrası hakiki muhabbet!

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön