Anasayfa / Genç Kâlemler / Ankara Kahramanları

Ankara Kahramanları


Küfür bayraklarının dikildiği, İslâmiyet nurunun kalbine derin yaralar bırakılan memlekette, yıllardır süregelen karbonmonoksit, küfür ve delalet kokusu yayan bulutlar, rahmeti bol yorgunlukların ardından yerini İslâmi nidalara ve yıllardır dişini sıkarak sabır âbidesi hükmünde olan semanın ve yeryüzünün haykırışlarına yerini bıraktı. Küfür bataklıklarının kurumaya yüz tuttuğu yerlerde ehl-i imanın nur yüzlü fidancıkları yeşermeye başladı.

Memleket memleket, köy köy atılan ve içi çürük boş tohumlara inat, her memleketten yüzlerce insan, kafile kafile akın etti Türkiye’nin kalbine. Sönmeye yüz tutmuş küfür ateşine karşı tek vücud için, bir olmak için ve “bir” olanı haykırmak için.

Ne güzel bir sabah, ne güzel bir öğle vakti ve ne güzel bir akşama hazırlanıyordu güzel memleketimizin kalbi. Onlarca insan haykırırcasına bir olmayı istedi, onlarca insan yek vücud olmayı nasihat etti nurun kaynağından. Oturanıyla, konuşanıyla, bu manzarayı rüyasında görse ağlar; yâ Rab, bu günlere getirdiğin için Sana binlerce kez şükürler olsun, diyen yaşlı kadın ve erkekleri ile. Fatih Sultan Mehmet Han’ın askerleri İstanbul’u fethettiği gibi dünyanın dört bir yanından gelen nurun kahramanları da güzel memleketimizin kalbini fetih edip coşturdular. Her biri birer kahraman oldu gönlümüzdekinin gönlünde, duâsına mazhar oldular ve nurun kahramanları kendi evlerine dönene kadar duâ duâ. İncinmiş o mübarek ellerin parmakları hükmünde olan kahramanlar görevlerini layıkıyla yerine getirmeye çalıştılar ve kahraman olduklarını gösterdiler.

Birkaç saat uyku ile ama içindeki bitmeyen heyecan ve can kulağı ile kahraman oldular. Saatler tükense bile, kahramanların içindeki sevgi ve muhabbet sonsuza yelken açıyordu.

Gönlümüzdekinin gönüllerimiz için yapacağı duâ ve konuşmaya, tekbir ve salavat getirilerek eşlik edildi. İnci gibi dökülen kelimeler birbirine ittihâd sırrı ile kenetlenip duâ içinde duâ oldular orada olan ve olmak isteyen nurun bütün kahramanları için.

Güzel umutlar ve görevini hakkı ile yerine getirmişliğin verdiği sevinç ile terk edildi güzel olan mekân. Bastığı her mekânın duyduğu hasret ile o mekân hasret kalacak, dört gözle bekleyecektir şahs-ı mânevînîn mübarek ayağını. Dili olsa ne der? olarak anılan küçük büyük herkesten ve gönülden destek veren bütün kahramanlardan Allah (cc) razı olsun. Cennetü’l Firdevs’i ile müşerref eylesin.

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön