Anasayfa / Güncel / Amel boyutundaki gevşeklik

Amel boyutundaki gevşeklik

İnsanlığı yönetmek,beşere önder olmak rolünün ve ümmetin mecdinin geri alınması için İslâm birliği zaruridir. Bunun gerçekleşmesi ümmet için dünya ve âhiret saadetidir.

var olan dünyanın tahlili ve çatışma kurallarının bilinmesi ile beraber dinin sabit esasları üzerine bina edilmesi gerekir. Ittihadın gerçekleşmesi için gerekli faktörlerin ve gerçekleşmesini engelleyen mani’lerin belirtilmesi, esasına dayanmalıdır.

Birlik ve ittihad kelimelerinden Kur’an ve sünnetten birçok manalar anlaşılmaktadır. Anlaşılan manalardam birisi; tevhid akidesinin geniş alemde gerektirdiği birlik. Diğer bir manası; Allahın dinine müslümanların sıkıca sarılması, kalplerinin birleşmesi,kardeş olmaları, ayrılıp ihtilafa düşmemeleri, manalarına gelmektedir.

Müslümanlar arasında ittihadın ve birliğin hükmü ve ehemmiyeti: İslam ümmetinin en önemli özelliklerinden birisi tek bir ümmet olması.Müslümanlar,devletleri ayrı ayrı vatanları birbirine uzak olsa da kaffeten olarak tek bir ümmettirler. Islam inancI onları birbirine bağlıyor. Iman kardeşliği onları birleştiriyor. Bunun için ittihad ve birlik müslümanlar arasında vaciptir. Vacip olmasının delili Kur’an-ı Kerim’de ve sünnet-i seniye-i mutahharada sabittir ve mevcuddur.

Kur’an’dan İttihadın vacip olduğunun delili:
وَاعْتَصِمُواْ بِحَبْلِ اللّهِ جَمِيعًا وَلاَ تَفَرَّقُواْ وَاذْكُرُواْ نِعْمَةَ اللّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ كُنتُمْ أَعْدَاء فَأَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِكُمْ فَأَصْبَحْتُم بِنِعْمَتِهِ إِخْوَانًا وَكُنتُمْ عَلَىَ شَفَا حُفْرَةٍ مِّنَ النَّارِ فَأَنقَذَكُم مِّنْهَا كَذَلِكَ يُبَيِّنُ اللّهُ لَكُمْ آيَاتِهِ لَعَلَّكُمْ 
تَهْتَدُونَ

(Hep birlikte Allah’ın ipine (İslâm’a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişileridiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.)
Sünnetten ittihadın vacip olduğunun delilleri:
Sahih-i Müslimde Eb-u Hureyre r.a. dedi: Rasullah dedi: Allah sizden 3 şeyle ile razı olur ve 3 şeyle de razı olmaz. Allah’a şirk koşmamanız, ona ibadet etmeniz, Allah’ın ipine(dinine) toplu olarak sarılmanız ve ayrılmamanızdan razı olur. Dedikodudan ve çok soru sormaktan ve malın zayi edilmesinden razı olmaz.( Sahih Müslim bab: çok soru sormaktan nehy. C.3: s.1340).


Uhuvveti gerçekleştiren faktörler:
1-Gerçek manasıyla dostluk,destek olma,yardımcı olma ve muhabbet
2-Sabrı ve Hakkı birbirine tavsiye etmek, nasihatleşmek, marufu emr edip münkeri neyh etmek
3-Hakk ve Hukuku gözetmek
4-Başkalarına özür dilemek
5-İhtiyaçların giderilmesi ve sıkıntıların rahata çıkması için yardmlaşma
6- Başkasının onurunu,itibarını muhafaza etmek
7-Ziyaretler ve hediyeleşmekle başkalarını sevindirmek

’ın yolu islama avdet(dönüş) iledir. Peygamber Efendimiz mühacir ve ensar arasında kardeşliği ilan ettiği zaman ilk birliği İslam vasıtasıyla gerçekleştirmiştir. Ve İslamdan önce hakim olan kabile çatışmalarını izale etmiştir.
İşte bundan dolayı inançla,şeriatın dusturlarıyla,ahlakla ve bütün inanç,ahlak yönleriyle, küçük ve büyük bütün hükümleriyle islama dönmek gerekir.

İSLÂM’DA AHLÂK SİSTEMİ
İslamda Ahlakın Devamlılığı: Bu Allah’a iman ve müslüman topluluğun gözetimi ve müslüman yöneticinin hakimiyetidir.(Bakınız İslam ve Çağdaş Nizamlarda Ahlak sistemi .a.g.e s:77)

Ahlakın devamlılığı ile müslüman toplumunda ferdler arasındaki muhabbet ve ülfet tahakkuk eder. Müslüman toplumların islam ahlakına bağlanmaları onları, insanların ikna ile islama davet edilmesinde yetiştirir. Nitekim Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri diyorki; “Eğer biz ahlâk-ı İslâmiyenin ve hakaik-i imâni’yenin kemalâtını ef’âlimizle izhar etsek, sâir dinlerin tâbileri elbette cemaatlerle İslâmiyete girecekler; belki Küre-i Arz’ın bazı kıt’aları ve devletleri de İslâmiyet’e dehalet edecekler.”( Hütbe-i Şamiye Bediüzzaman Said Nursi.Kahire. Senabilizzehebiye 2012)

Sözgelimi Bu Ahlaktan Örnekler:

1.Sıdk(Doğruluk):

İmanında ,inancında,sözlerinde,fiillerinde ve tebliğinde sadık(doğru)olmak. Zıddı ise Kizb(yalan)dır. Eğer bir kul imanında yalancı ise, o mü’min sayılmaz. Münafık olur. Eğer sözlerinde ve fiillerinde yalancı ise insanlar ondan nefret eder. Yalan ise dilin mahsüllerindendir ki; sahibini ateşe yüz üstü atar. Belki müslümanlardan birisine kötü zanda bulunurki bununla toplum dağılır ve gruplar parçalanır.

Bu sebeblerden dolayı yalan birlik ve ittihad mani’lerinden en büyüğüdür. Bunun karşısında bulunan sıdk ise; müslüman toplumu tek ve birbirine bağlı bir toplum olsun diye yetiştirir. Gayr-ı müslimlere ihtiramlarında ve güzel muamelerinde örnek olur. Hatta gayr-ı müslimlerin müslüman olmalarına sebeb olabilir.Bediüzzaman Hazretleri bu sadedde diyorki: Sıdk, İslâmiyetin üssü’l-esasıdır ve ulvî seciyelerinin rabıtasıdır ve hissiyat-ı ulviyesinin mizacıdır. Öyle ise, hayat-ı ictimaiyemizin esası olan sıdkı, doğruluğu içimizde ihya edip onunla manevî hastalıklarımızı tedavi etmeliyiz.

2.Dünyaya Ahireti tercih etmek:
Dünyaya ahireti tercih edenlerden istenen başkalarının arzularını ve isteklerini kendi isteklerine tercih etmeleridir.Kendileri muhtaç oldukları halde kendi nefislerini kardeşlerinin nefislerine tercih ederler. Bu yol ise muhabbete takdire ve sonunda ittihada götürür. Bu manada Bediüzzaman Hazretleri dünya sevgisini ahirete tercih edilmesi başlığı altında şöyle buyuruyor: Bu asrın bir özelliğindendir ki; kişi bilerek bu fani dünyayı baki bir hayata tercih eder. Hatta kırılacak cam şişelerine baki elmasları tercih eder. Düstür-ü Amme gibi herkeste görülür.
Hal böyle iken bu asır dünya sevgisini insanın damarlarına işlettirir. Hatta o elmas gibi kıymetli olan umur-u diniyeyi boş ve küçük bir ihtiyaç için terk eder. Ta ki ona dünya dan bir zarar dokunmasın.
İnsanların adem-i tayakküzünden dolayı ahlak-ı fasideyi ecnebilerden aldık. İslam ümmeti yükselme ve kudsiyyet içersinde olmasına rağmen yine de Nefsim Nefsim diyenler vardır. Menfaat-ı şahsiyesinden başka bir şey düşünmeyen ve ümmetini hiç kale almayan bin şahıs ,bir şahıs hükmündedir.

3.Muhabbet:
Uhuvvet makamları içerisinde en a’zamı ve büyüğü Allah için sevmektir. Muhabbet müslümanlar arasında ittihadın gerçekleşmesi için bir garantidir. Nasılki iyilik için muhabbet ittihad engellerini kaldırıyor ve kalpleri açıyor, öyle de buğz ve adem-I muhabbet ittihadsızlığın en büyüK engellerindendir.

Bu manada İmam Nursi Adavet başlığı altında diyor ki; Muhabbete en lâyık şey muhabbettir ve husumete en lâyık sıfat husumettir. Yani hayat-ı ictimaiye-i beşeriyeyi te’min eden ve saadete sevk eden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyade sevilmeğe ve muhabbete lâyıktır. Ve hayat-ı ictimaiye-i beşeriyeyi zîr u zeber eden düşmanlık ve adavet, her şeyden ziyade nefrete ve adavete ve ondan çekilmeğe müstehak ve çirkin ve muzır bir sıfattır. İnsanın gururu ve nefisperestliği, şuursuz olarak ehl-i imana karşı haksız olarak adavet eder; kendini haklı zanneder. Halbuki bu husumet ve adavetle, ehl-i imana karşı muhabbete vesile olan iman, İslâmiyet ve cinsiyet gibi kuvvetli esbabı istihfaf etmektir, kıymetlerini tenzil
etmektir. Adavetin ehemmiyetsiz esbablarını, muhabbeti dağ gibi sebeblerine tercih etmek gibi bir divaneliktir.

4.Ümidini Yitirmemek:
Bu manada İmam Bediüzzaman Yeis hastalığı başlığı altında şöyle diyor: Yeis en dehşetli bir hastalıktır ki, Âlem-i İslâm’ın kalbine girmiş. İşte o yeistir ki bizi öldürmüş gibi, garbda bir iki milyonluk küçük bir devlet, şarkta yirmi milyon Müslümanları kendine hizmetkâr ve vatanlarını müstemleke hükmüne getirmiş. Hem o yeistir ki, yüksek ahlâkımızı öldürmüş, menfaat-ı umumiyeyi bırakıp menfaat-ı şahsiyeye nazarımızı hasrettirmiş. Hem o yeistir ki, kuvve-i maneviyemizi kırmış.Bu kuvve-I maneviye ile müslümanlar hakimiyetlerini şarktan garba kadar uzatmışlardır.

5.Düşüncesizce zalimlere tarafdar olmak:
Bu asrın acip bir hasiyetidir ki; müslümanların, zalimlerin ve canilerin hatalarına ve tecavüzlerine masumiyet içerisinde ortak olmalarıdır. Yani eğer binler seyyiat işlemiş ve binler kulların hukuklarına-ister maddi ister manevi hukuklarına- tecavüz etmiş bir şahsın bir hasenesini birisi görse,kalbi o zalime o bir tek hasene için meyl eder. Taraftar olur. Bu şekilde ehl-i dalalet ve tuğyan az olmalarına rağmen bu alemde ekseriyyeti teşkil ediyorlar. Onun için kader-i ilahi musibet-i ammeyi indiriyor. Hatta kendileri diyorlarki; evet bu müsibeti biz hakk ettik.

HÂTİME
-:‫انحمد هلل انري بعمخً حخم انصانحاث، َقد ْهص انبحث إنى جمهت مه انىخائج‬
1-Vahdet (Birlik) Tehalüf(Koalisyon) dan daha kapsamlıdır.
2-İttihad-I islamın Kur’an-I Kerimde birçok manası vardır. Bunlardan;Allah’ın dinine sımsıkı
sarılmak,ülfet etmek,kardeşlik,ayrılıp ihtilafa düşmemek,
3-Vahdet(İttihad) müslümanlar arasında zaruridir.
4-İttihad-I İslamın yolu islama dönüş iledir.
5-Müslümanlar arasında ittihadı gerçekleştirecek faktörler pekçoktur. Bunlardan;İslam ahlakına
sımsıkı sarılmak.
6-İttihadı engelleyen maniler de pekçoktur. İslam ahlakına bağlılıktaki gevşeklik gibi. Bediüzzaman Hazretleri manileri şöyle zikretmiştir: (sıdk ve zıddı kizb, dünya sevgisinin ahirete tercihi,düşmanlık,yeis hastalığı,sadece şahsi menfaatleri düşünme hastalığı,düşüncesizce zalimlere taraftar olmak…

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön