Anasayfa / Güncel / Âilevî huzurun temini

Âilevî huzurun temini

وَعَاشِرُوهُنَّ بِالْمَعْرُوفِ فَاِنْ كَرِهْتُمُوهُنَّ فَعَسٰى اَنْ تَكْرَهُوا شَيْپًا وَيَجْعَلَ اللّٰهُ فٖيهِ خَيْرًا كَثٖيرًا Hem onlarla (eşlerinizle) iyi geçinin! Fakat onlardan hoşlanmazsanız artık (sabrediniz) olur ki bir şey hoşunuza gitmez de Allah, onda birçok hayır takdir etmiş bulunurNisa 19 Meâl Peygamberimiz “Evleniniz, fakat boşamayınız. Çünkü Allah zevke düşkün erkekler ile zevkine düşkün kadınları sevmez.Keşfu’l-Hâfâ buyurmuştur. Yine Hz. Peygamber (sav): “Allah Teâlâ’nın, helal kıldıklarının içinde en nefret ettiği şey boşamaktır.” İbn Mâce buyurmuştur. Bu ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerde açıkça ferman edildiği gibi, insanın dünya ve ahiret saadetinin merkezi, saadetle devam eden aile hayatıdır. Öyle ise, şahsi hayatları da dâhil olmak üzere, eşlerin en çok ehemmiyet vermeleri gereken şey, evliliği devam ettirmektir. Boşamak ise, Cenab-ı Hakk’ın ve Peygamberimiz’in istemediği bir iştir. Ailevi hayat için de çok büyük bir felakettir.

Bazen eşlerden birisi haklı olur; o haklılık kendine belki beş gramlık bir menfaat getirir. Fakat karşı taraf ya bu haklılığı anlamıyor. Veyahut işi inada bindirmiş. Ona karşı haklılığımızı iddia etmek, aile arasında soğukluğa veya ayrılmaya sebep oluyorsa ve neticede, çocukların yetim kalması, yuvanın dağılması ve eşlerin perişaniyeti gibi tonlarca haksızlıkları getiriyorsa o haklılığımızı iddia etmek, büyük bir haksızlık olur. Bu gibi durumlarda, hakkı aramaktan ziyade, yuvanın devamını gerektiren sebebleri aramak icab eder. Zira en büyük hak odur. Zaten insanların arasındaki beraberlik, karşılıklı fedakârlıklara dayanır. Nitekim Peygamberimiz (asm) bir hadis-i şerifte: “Kıyamet gününde her kim ince hesaba çekilir ise azab edilmiş olurBuhari buyurduğu gibi, beşer şaşar; yani hatasız kul olmaz. Hatasız dost arayan dostsuz kalır. Zaten insan demek, unutan demektir. Çok unutkan ve hata sahibi olduğuna binaen ona insan denilmiştir. Öyleyse eşler birbirlerinde hata aramak yerine; olan hataları görmezlikten gelerek, hem kendilerine, hem çocuklarına hem iki tarafın da ailelerine zulüm etmemiş olurlar. Ehemmiyetsiz ama sıkıntıya sebebiyet verecek birkaç sebebi, faydası olur ümidiyle, izah edelim.

1. Bey sabah kalkar işine gider. Akşama kadar çalışır, çabalar yorgun argın eve gelir. Düşündüğü tek şey dinlenip istirahat etmektir. Hanımı ise sabahtan akşama kadar evinde yalnız kalmış, sıkılmış. “Beyim bir gelse de kendisiyle sohbet edip yalnızlığımın sıkıntısını gidersem” diye bekliyor. Görüldüğü gibi birisi sohbet edip meşgul olmak isterken, diğeri ise, dinlenip istirahat etmek istiyor. Bu iki arzuyu birden gerçekleştirmek mümkün değildir. İşte tam bu sırada akl-ı selimin devreye girmesi lazım. Bey diyecek ki: “Sabahtan beri çektiğim sıkıntılar dünya hayatının devamı içindi. Şimdi kısmen terk edeceğim istirahatim ise hem dünya hem de ahiret hayatımın selametine vesiledir. Bu sıkıntıya katlanmak, sabahtan akşama kadar işyerinde çektiğim sıkıntıdan daha önemlidir.” diyerek o sıkıntıyı bir saadet kabul etmesi lazım gelir.

Hanım da: “Sabahtan akşama kadar dünyevi hayatın devamı içinbeyimden ayrılmak sıkıntısına razı olduğum gibi yine ailevi hayatımızın saadetine vesile olabilecek dünya ve ahirette beraberliğimizi kazandıran beyimin dinlenmesini ve istirahatini fazla bozmadan huzurlu bir akşam geçirelim.” demelidir. Bu durumda eşlerin birbirlerinin halini anlayıp anlayış göstermeleri icab eder. Yoksa ufak bir sıkıntıyı gidereyim derken daha büyük sıkıntılara düşmek ihtimali vardır.

2. Kâinatta devam eden ilahi bir kanun olarak Cenab-ı Hakk, karıncaları idarecisiz ve arıları beysiz bırakmadığı gibi, ailevi hayatın devam edebilmesi iin de erkekleri, dış işlerini takip etmek üzere, aileye idareci tayin etmiştir. Ve erkeğe; ciddi olmak, yerinde konuşmak ve gerektiği tarzda hareketlerde bulunmak gibi idarecilik vasıflarını ve özelliklerini vermiştir. Cenab-ı Hakk, hanımları ise, evin içişlerini takip etmek için vazifelendirmiştir. Ve hanımlara bu vazifeleri görebilecek istidadlar vermiştir. Bu vazifelerin içinde en önemlisi, kendi hayatlarından daha çok şefkatle sevdikleri çocuklarını yetiştirmek ve büyütmektir. Bir çocuğu yetiştirmek için çocuk gibi olmak icab eder. Zira çocuk, hiçbir şey bilmeden dünyaya geldiği için, yanlış veya doğru her şeyi sorar ve cevap bekler. İşte çocuğun bu ihtiyacını gidermek için, Cenab-ı Hakk, hanımlara çok konuşma kabiliyetini vermiştir. Allah bu konuşma yeteneğini boş yere vermemiştir; çocuğu yetiştirmek için vermiştir.

Bir arada yaşayan eşlerin fıtratları, bu şekilde zıt bir durum arz etmektedir. Sabahtan akşama kadar evinde bekleyen, yaratılış gereği olarak konuşma ihtiyacını gideremeyen bir hanım, ancak beyi geldiğinde bu ihtiyacını giderme imkânına sahib olur. Fakat beyinin fıtratı buna zıt olduğundan, bir sıkıntı ortaya çıkabilir. Ancak bu durumda eşler; birbirlerinin yaratılışlarını anlayarak, bir kısım isteklerinden fedakarlık yapmakla anlayış göstermeleri icab eder. Yoksa hassasiyet gösterilse, bir parça kendimizi tatmin etmeye mukabil, birçok sıkıntılara düşmek ihtimali olur. Bu ihtiyacı gidermenin en güzel yolu, evlerin nur toğopu dediğimiz çocuklarımızın yetiştirilmesi ve onlarla konuşup eğlenilmesidir. Bu da evde her zaman küçük çocukların bulunmasıyla mümkün olur. Buna binaen denilebilir ki: “Çocuk istememek, ailevi huzuru ve saadeti istememek demektir.

3. Maalesef, kadınlar “Gelen misafirler bir eksiğimi görürler” veya “Mükemmel bir ikramda bulunamam” tedirginliğinden dolayı misafirlerin gelmesini veya misafirliğe gitmeyi istemeyebilir. Bu ise, o kadınların yalnızlaşmasına sebeb olur. Yalnızlık ise psikolojilerinin bozulmasına ve ailevi huzurun zedelenmesine sebeptir. Bazı arkadaşlar, yardımcı olmamız ümidiyle, hanımlarının psikolojik sıkıntıları gibi meseleleri, bizimle paylaşıyorlar. Onlarla şöyle konuşuyorum: “Ailece misafirliğe gidiyor musunuz? Veya başkaları ailece size geliyor mu?” Hayır, benim hanım istemiyor” diyor. Ona: “Hanımının psikolojisinin bozulması yalnız kaldığından kaynaklanıyor. Sen onun haberi olmadan tanıdığın aileleri evinize davet et. Haberin yokmuşgibi, er-i vaki olarak gelen arkadaşın hanımı, sizin hanıma telefon açsın “Biz size geliyoruz” desin. Bu şekilde bol bol ailecek misafir gelsin. Ve sen de hanımına: ‘Bizim de iade-i ziyaret yapmamız lazım’ diyerek illa ki ailece misafirliğe gitmeyi temin et.” Bu tavsiyeyi yerine getiren arkadaşlarla daha sonra görüşmemizde; durumu sorduğum da tavsiyemi uyguladığını ve bir sıkıntılarının kalmadığını Allah’a hamd ederek söylüyorlar.

Görüldüğü gibi, ailevi hayatı zedeleyen sebeb bir tedbirle düzeltilebilecek şekildedir. “Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de ailesine karşı en hayırlı olanınızım.İbn Mace buyuran Peygamber (asm)’ın hürmetine, Cenab-ı Hakk âilemize ve ehl-i imanın ailelerine dünya ve ahiret saadetini nasib eylesin. Amin

Bu konuyla ilgili Yorum Yapın

Mailiniz yayınlanmayacak



Başa Dön